YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21156
KARAR NO : 2015/31521
KARAR TARİHİ : 14.12.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine başlandığı, borçluya örnek 7 numaralı ödeme emrinin tebliğ edildiği, borçlunun ise tebliğ işlemini usulsüz olduğunu ileri sürerek icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, tebliğ işleminin usulüne uygun olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda borçlu … adına çıkartılan ödeme emrinin “şirket yetkilisinin tevziat saatlerinde bulunamaması sebebiyle işyerinin daimi çalışan Elif Işık imzasına tebliğ edilmiştir” şerhi ile tebliğ edildiği, ancak o sırada adı geçen muhatabın orada bulunmadığı hususunun tebliğ evrakı üzerine yazılmadığı görülmüştür. Tebliğ işlemi bu hali ile Tebligat Kanunun 17. maddesine göre yapılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 17. maddesine göre muhatabın daimi çalışanına tebligat yapılabilmesi için, o sırada geçici olarak orada bulunmadığının tespiti ve bunun tebliğ evrakına yazılması gerekir.
Bu durumda, tebligat, tebliğ anında muhatabın orada bulunmadığı tespit edilmeden doğrudan çalışana yapılmış olduğundan, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 17. maddesi hükmüne aykırı olmakla, usulsüzdür. Zira, tebliğ işleminin muhatabı gerçek kişi olan borçlu … olup, şirket yetkilisinin bulunmadığı yönündeki tespit, tebliğ işleminin muhatabı olan adı geçen borçlunun bulunmadığının tesbit edildiği sonucunu doğurmaz.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Öte yandan, Hukuk Genel Kurulunun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 esas ve 1991/344 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere “..usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü İcra Mahkemesi önüne getirmesi gereklidir.” . Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulunun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
Buna göre mahkemece, öncelikle yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda öğrenme tarihi tespit edilip, İİK. nun 16/1.maddesine göre şikayetin süresinde olup olmadığı belirlendikten sonra süresinde olduğunun anlaşılması halinde şikayetin kabulü ile borçlunun
tebligata muttali olduğu tarihin TK.32.maddesi uyarınca tebliğ tarihi olarak kabul edilerek ödeme emri tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.