Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2015/4418 E. 2015/3409 K. 07.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4418
KARAR NO : 2015/3409
KARAR TARİHİ : 07.04.2015

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan 150 ada 8 parsel sayılı 17.502,24 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı … irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 150 ada 8 parsel sayılı taşınmazın, … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2002/269 Esas ve 2002/267 Karar sayılı dosyasındaki veraset ilamına göre, 5/6 payının davalı adına geriye kalan 1/6 payın davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, mirasçılar arasında yapılan taksim neticesinde davacıya isabet eden bir kısım taşınmazların sit alanında kaldığı gerekçesiyle taksimin bozulduğu kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne dair yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmazın müşterek muris …’dan kaldığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı …, dava konusu taşınmazın mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu kendisine isabet etmesine rağmen kadastro sırasında davalı adına tespit edildiğini iddia etmiş, yargılama sırasında talebini ıslah ederek, usulüne uygun bir taksimin bulunmadığını beyan ederek miras payı oranında tescil istemiştir. Davalı … ise, dava konusu taşınmazın mirasçıların kendi aralarında yaptıkları taksime göre tespit edildiğini savunmuştur. Dosya kapsamından, … terekesinin 2003 yılında tüm mirasçıların katılımı ile taksim edildiği, buna göre … Mevki 140 ada 261 ve 264 parsel sayılı taşınmazların da davacı adına tespit edilmiş olduğu ve tüm mirasçıların da kendi paylarına düşen taşınmazları kullandıkları anlaşılmaktadır. Geçerli bir taksimin varlığı için payların eşit olma zorunluluğu yoktur. Taksimin bozulduğu ya da tespitlerin taksime uygun yapılmadığı iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup davacı tarafından da bu husus kanıtlanamamıştır. Hal böyle olunca; yöntemince yapılmış taksimin varlığı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamı ile örtüşmeyen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının temyiz edene iadesine, 07.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.