Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2014/31502 E. 2015/7004 K. 24.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/31502
KARAR NO : 2015/7004
KARAR TARİHİ : 24.03.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ….. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre alacaklının temyiz itirazlarının REDDİNE;
2-Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine yürütülen ilamsız icra takibinde; borçlunun İİK’nun 82/ 1. maddesinin 4. ve 12. bentleri uyarınca haczedilmezlik şikayetinde bulunduğu, mahkemece; meskeniyet şikayetine konu Sorgun Köyü 3205 parsel sayılı taşınmaz yönünden şikayetin kabulü ile bu taşınmazdaki haczin kaldırılmasına, diğer taşınmazlar yönünden ise şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.
İİK’nun 82/1. maddesinin 4. bendi gereğince borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve ziraat aletleri haczedilemez. Borçlunun bu maddeden yararlanabilmesi için asıl uğraşısının çiftçilik olması gerekir. Yani geçimini çiftçilik ile temin etmelidir. Bunun için borçlunun bizzat kendisinin ziraat yapması zorunlu olmayıp tarım arazisini ortakçıya (yarıcıya) vermek suretiyle işletmesi halinde de bu madde uyarınca haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilir. Asıl işi çiftçilik olan borçlunun yan gelir elde etmek amacıyla yan işler yapması çiftçilik sıfatını ortadan kaldırmadığı gibi örneğin çiftçi olan borçlunun, emekli maaşı alması da çiftçilik vasfını ortadan kaldırmaz. Böyle bir durumda borçlunun kendisi ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazinin miktarı, haczedilen ve haczedilmeyen tüm taşınmazları keşif ve bilirkişi incelemesi ile belirlenmeli ve borçlunun elde ettiği ek gelirler de dikkate alınarak hesaplama yapılmalıdır.
Burada sözü edilen aile tabirine, borçlunun kanunen geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimseler, borçlu ile birlikte oturmamasına karşılık borçlunun kendilerine nafaka yükümlülüğü bulunan kişiler anlaşılmalıdır. Somut olayda, şikayetçi borçlunun evli olup eşiyle birlikte yaşadığı dosya kapsamında sabittir. Bu durumda geçinmesi için gerekli miktar, borçlu eşinin gelirleri de nazara alınmak suretiyle hesaplanmalıdır. Şöyle ki; eşinin gelirleri kendisi için yeterli ise şikayetin, sadece şikayetçi borçlunun geçimini temin için yeterli miktar belirlenerek sonuçlandırılması gerekmektedir.

Yine borçlunun daha önce ipotek ettiği taşınmazı hakkında sonradan haczedilmezlik şikayetinde bulunabilmesi için ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Zira zorunlu olarak kurulan ipoteğin haczedilmezlik şikayetine engel teşkil etmeyeceği ilkesi bu ipoteğin sosyal amaçlı olarak verilen kredinin teminatını oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, adı geçenin daha sonra bu yerle ilgili olarak haczedilmezlik iddiasında bulunmasını engeller. Ancak, haciz tarihinde ipotek konusu borcun ödenmiş olması halinde, ipotekle yükümlü bulunmayan taşınmaz hakkında haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilir. Dosya kapsamı itibariyle şikayet konusu edilen taşınmazlardan 1712 ve 2000 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde 3.kişi lehine ipotek tesis edildiği ancak bu hususun mahkemece araştırılmadığı görülmektedir.
Somut olayda mahkemece yapılan yargılama neticesinde; İİK’nun 82/1. maddesinin 4. bendi gereğince yapılan şikayetin, borçluya ait sosyal ekonomik durum araştırma raporu ile borçlu tarafın 21.11.2013 tarihli duruşmada tarımsal faaliyet yürüttüğüne dair delili olmadığı yönündeki beyanı nedeniyle çiftçilik ile uğraşmadığı, emekli maaşı ile geçindiği kabul edilerek bu yöndeki şikayetin reddedine karar verildiği anlaşılmaktadır. Çiftçi olan borçlunun, emekli maaşı alması çiftçilik vasfını ortadan kaldırmayacağı gibi, haczedilmezlik şikayetinde ispat külfeti her ne kadar borçlu tarafa ait olsa da, şikayetin niteliği itibariyle taraflar bu delile dayanmasa bile borçlunun çiftçilik ile uğraşıp uğraşmadığı hususu İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile İlçe Ziraat Odası Başkanlığı’ndan sorularak araştırılabilecek bir durumdur.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında borçlunun temyiz dilekçesinde sunduğu çiftçi kayıt belgeleri de dikkate alınarak, borçlunun çiftçi kaydı olup olmadığı hususu ilgili yerlerden sorularak, gelecek cevaba göre yukarıda belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde, inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile borçlunun çiftçilikle uğraşmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan, borçlu şikayet dilekçesinde, şikayete konu taşınmazların tapu kaydında ”3083 sayılı Kanun gereği devir, temlik, ipotek tesis edilemez ve satış vaadine konu olamaz” şerhi bulunduğunu bu nedenle haczedilemeyeceğini ileri sürdüğü halde bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.