YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22109
KARAR NO : 2015/9857
KARAR TARİHİ : 30.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan aldığı yakıt nedeniyle aracında hasar oluştuğunu, aracında meydana gelen hasar sebebiyle aracını değerinden düşük sattığından dolayı 10.000,00 TL aracında meydana gelen hasarın tespiti için mahkeme masrafı olarak yapmış olduğu 500,00 TL toplam 10.500,00 TL zararının hasarın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının davasının kısmen kabulü ile hasar tarihi itibariyle 2.000,00 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı lehine hükmedilen 2.000,00 TL ye hasar tarihi itibariyle yasal faiz işletilmesine ve bu yasal faizin birinci bentteki hüküm ile birlikte olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 297. maddenin 2. fıkrası ile “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek Mahkemece, verilen kısa kararda ” 2.000,00 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” yazılmasına rağmen gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “ davacının davasının kısmen kabulü ile hasar tarihi itibariyle 2.000,00 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı lehine hükmedilen 2.000,00 TL ye hasar tarihi itibariyle yasal faiz işletilmesine ve bu yasal faizin birinci bentteki hüküm ile birlikte olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde faiz yönünden de karar verildiği, böylece kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre, davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2. bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 30/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.