YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21398
KARAR NO : 2015/31753
KARAR TARİHİ : 15.12.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından borçlular hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı, borçlular vekilinin, sair itirazlarının yanında müvekkillerinden keşideci olarak gözüken … adına atılan imzanın şirket temsilcisine ait olmadığını, buna göre de asıl borçlunun sorumluluğu bulunmadığından aval veren … yönünden de borcun doğmadığının kabulünün gerektiğini ileri sürerek takibin iptali istemiyle icra mahkemesine başvurmuş, mahkemece, istemlerin kabulüne karar verilmiştir.
6102 sayılı …’nun 778. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanun’un 702. maddesinin birinci bendine göre, aval veren kişi kimin için taahhüt altına girmiş ise aynen onun gibi sorumlu olur. Bu hükümden anlaşılması gereken, aval veren ile lehine aval verilenin sorumluluklarının (şartı ve derecesinin) aynı olduğudur. Aval verenin sorumluluğu, şekil ve ehliyet yönünden geçerli bir aval beyanının varlığına bağlıdır. Bu husus …’nun 702. maddesinin ikinci bendinde; “aval veren kişilerin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir” hükmü ile açıklanmaktadır. Bu hükümden, lehine aval verilen bono borçlusunun borcu, şekil noksanlığından başka bir nedenle bâtıl olsa bile, aval verenin taahhüdünün geçerli olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, lehine aval verilen keşideci imza itirazında bulunmuş olup, imzanın, keşideci şirket yetkilisine ait olmadığı tesbit edilmiş ise de, keşideciye atfen atılan bir imza bulunduğundan aval veren … borçtan sorumludur.
O halde, mahkemece, aval veren … yönünden takibin iptali talebinin reddi gerekirken, adı geçen borçlu yönünden de istemin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.