YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/596
KARAR NO : 2015/7947
KARAR TARİHİ : 31.03.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından hakkında başlatılan ve kesinleşen genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde, verdiği muvafakat üzerine aylık maaşının 750,00 TL’sine haciz konulan borçlunun, icra mahkemesine başvurusunda, ekonomik sıkıntı içerisinde olduğunu belirterek maaşından kesinti yapılmasına ilişkin muvafakatin ve bu muvafakat gereği maaşına konulan haczin kaldırılmasını talep ettiği, mahkemece, şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verildiği, alacaklının iş bu kararı temyiz etmesi üzerine, mahkemenin 17.07.2014 tarihli ek kararı ile, temyizi istenen kararın kesin nitelikte olduğundan bahisle temyiz talebinin reddine karar verildiği görülmektedir.
İcra mahkemesi kararında, temyizi kabil bir hükmün kesin olarak verildiğinin yazılı bulunması, bu kararın temyiz incelemesinin yapılmasına engel değildir.
Şikayete konu haciz işlemi 20.492,26 TL alacak için yapılmış olup, gerek miktar ve gerekse içerik itibariyle, İİK’nun Geçici 7. maddesi hükmü gereğince, halen yürürlükte olan 5311 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki İİK’nun 363. maddesi uyarınca kararın temyizi kabil olduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle Simav İcra Hukuk Mahkemesi’nin 17.07.2014 tarih ve 2014/22 E., 2014/39 K. sayılı temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararının oybirliği ile kaldırılmasına karar verildikten sonra 14.05.2014 tarihli asıl kararın incelenmesine geçildi:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK’nun 83. maddesi gereğince; kısmen haczi mümkün olan maaş ve ücretten borçlu ve ailesinin geçinmesi için icra müdürünce lüzumlu olarak takdir edilen miktar indirildikten sonra kalan kısmın haczi mümkündür. Ancak aynı maddenin 2.fıkrasında, haczedilecek miktarın, maaş ve ücretin 1/4’ünden az olamayacağı belirtilmiştir. Başka bir anlatımla Kanun, borçlunun maaş veya ücretinin 1/4’ünün her halükârda haczedebileceğini hükme bağlamıştır. Buna göre ücretin tamamı borçlu ve ailesinin geçinmeleri için yeterli olmasa bile, icra memuru bunun 1/4’ünü mutlaka haczetmek zorundadır. İcra memuru haczedeceği miktarın azami sınırını belirlerken borçlunun ve ailesinin ihtiyacını göz önünde bulunduracaktır. İcra memuru bu takdiri kendisi yapabileceği gibi, bunun için bilirkişiye de başvurabilir.
Somut olayda, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere halen ilçe müftülüğünde müezzin olarak görev yapan borçlunun, 13.08.2012 tarihinde adresinde yapılan haciz işlemi sırasında, maaşından aylık 750,00 TL kesilmesine yönelik muvafakat beyanı, maaş haczinden önce olduğundan geçersizdir.
O halde; mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler gözetilmek suretiyle gerektiğinde bilirkişiden mütalâa alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, borçlunun emekli olduğu yönündeki yanılgılı değerlendirme ile 5510 sayılı Yasa hükümleri dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.