YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21588
KARAR NO : 2015/31657
KARAR TARİHİ : 15.12.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına, HUMK’nun 438. ve İİK’nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki şikayetçi borçlu isteğinin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi:
2-Alacaklının temyiz itirazlarının incelendiğinde;
Şikayetçi borçlu icra mahkemesine başvurusunda; takip alacaklısının 19.03.2013 tarihinde ticaret sicilden terkin edildiğini, taraf ve dava ehliyeti bulunmadığını, tebligatın usulsüz yapıldığını, takipten 09.10.2014 tarihinde haberdar olduklarını, borçları olmadığını ileri sürerek takibin iptalini, hacizlerin kaldırılmasını ve alacaklının tazminata mahkum edilmesini istediği, mahkemece takip tarihinde alacaklı şirketin tüzelkişiliği bulunmadığı gerekçesi ile takibin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
Türk Medeni Kanunu’nun 50. maddesine göre; “Medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir.” Bu hüküm icra takipleri için de kıyasen uygulanmakta olup, taraf ehliyeti icra takibinde kendini takip alacaklısı veya takip borçlusu olabilme ehliyeti olarak göstermektedir. HMK’nun 115. maddesine göre taraf ehliyeti dava (takip) şartı olduğundan taraflar takip şartı noksanlığını takibin her aşamasında süreye tabi olmadan icra mahkemesinde şikayet yolu ile ileri sürebilirler. Bu husus mahkemece kendiliğinden araştırılır.
HMK’nun 115. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında; “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder” düzenlemesine yer verilmiştir.
Takip dosyası incelendiğinde; 27.05.2014 tarihinde alacaklı sıfatı ile … tarafından borçlu … hakkında genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, dosya arasında bulunan bilgilere göre alacaklı şirketin 19.03.2013 tarihinde tasfiye ile ticaret sicilinden terkin edildiği, borçlunun şikayeti üzerine yapılan yargılama sırasında … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 20.02.2015 tarih ve 2014/800 Esas, 2015/69 Karar sayılı kararı ile 19.03.2013 tarihinde terkin edilmiş bulunan …’nin ihyasına ve ek tasfiyesi için şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verildiği, anılan kararın 26.02.2015 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Somut olayda her ne kadar takip alacaklısı şirketin takip tarihi itibariyle taraf ehliyeti bulunmasa da, borçlunun icra mahkemesine yaptığı şikayet üzerine yapılan yargılama sırasında, ticaret sicilden terkin edilen alacaklı şirketin, ihyasına karar verildiği ve kararın yargılama sırasında kesinleştiği görülmektedir.
O halde mahkemece HMK’nun 115/2. maddesine göre süre verilmeden, yargılama sırasında takip alacaklısının mahkeme kararı ile yeniden ihyasına karar verildiği gözetilerek, borçlunun, alacaklının takipte taraf ehliyeti bulunmadığı yönündeki şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken, takip tarihi itibariyle alacaklı şirketin tüzelkişiliği bulunmadığından bahisle takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.
3-Borçlunun temyiz itirazlarına gelince;
Şikayetçi borçlu, icra mahkemesine başvurusunda; sair şikayet nedeni ile birlikte ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini ileri sürdüğü halde, mahkemece bu hususta bir karar verilmediği görülmektedir.
O halde mahkemece, HMK’nun 297. maddesi gereğince borçlunun ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği yönündeki şikayetinin esası incelenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemesi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüne, borçlunun temyiz itirazlarının yukarıda (3) nolu bentte yazılı nedenlerle kısmen kabulüne ve mahkeme kararının İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), borçlunun sair temyiz itirazlarının bozma nedenine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.