YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3695
KARAR NO : 2015/11541
KARAR TARİHİ : 04.11.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/10/2014 tarih ve 2009/920-2014/366 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkili … ile davalı şirket arasında alan adı kayıt sözleşmesi bulunduğunu, www.bloodpressuredevice.com alan adının 24.01.2006 tarihinden itibaren bir yıl süre ile … adına tescil edildiğini ve sözleşmenin sonrasında bir yıl uzatıldığını, tescil süresi içinde alan adının davacı … tarafından diğer davacı şirkete devredildiğini, devir işlemine ilişkin evrakların davalıya gönderildiğini, alan adı devredilmiş olmasına rağmen iletişim kurulacak kişinin … olarak kaldığını, davalı şirketin taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre alan adı tescil süresi dolmadan 30 gün önce sözleşmenin diğer tarafı olan müvekkilleri haberdar etme yükümlülüğü altında olmasına rağmen müvekkillerine tescil süresinin sona erme tarihi olan 24.01.2008 tarihinden önce davalı şirket tarafından haber verilmediğini ve kayıtlarının silindiğini, davalının sözleşmesel yükümlülüklerine aykırı davranışı nedeniyle müvekkillerinin büyük zararlara uğratıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 USD maddi tazminatın ihtarname tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve sözleşme konusu alan adının tekrar müvekkili şirket adına tesciline karar verilmesini talepve dava etmiştir.
Davalı vekili; sitemde kayıtlı iletişim kurulacak kişinin mail adresine hatırlatma mailinin atıldığını, ancak mail adresinin aktif olmadığını ve adresin güncelliğinden davacının sorumlu olduğunu,müvekkilinin üzerine düşeni yaptığını, alan adını korumak ve devam ettirmenin davacının sorumluluğunda olduğunu, yenilenmeyen alan adlarının sahiplerine register-hold süresi tanındığını, bu süre dahilinde dahi yenileme işlemi yapılmamış olduğu için alan adının kaybedilmiş olduğunu, dava konusu alan adının alan adı satışı yapan www.enom.com şirketinde olduğunu ve tekrar alınabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki alan adı kayıt sözleşmesinin yenilenmediği için davacının alan adını kaybettiği ve zarara uğradığı iddiasına dayalı olarak açılan davada, davalı tarafından sözleşmenin sona ermesinden 30 gün önce otomotik olarak sistemde kayıtlı mail adresine mail gönderildiği, mail adresinin aktif olmadığı, bu durumdan davacının sorumlu olduğu, yenilenmediği için 1 yıllık süre sonunda sözleşmenin sona erdiği, bu durumda servis hizmeti de duracağı için web sayfasının da açılamayacağı, aktif kullanılan bir sitede bu durumun hemen farkedilebileceği, kaldı ki dava konusu alan adının 30 gün süreyle askıda tutulduğu ve satışa sunulmadığı, bu sürenin yenileme işlemlerinin yapılabilmesi için makul süre olduğu, davacı kullanıcı tarafından alan adının aktif olarak çalıştırılmadığı kanaatine varıldığı, davalı tarafından alan adına ilişkin olarak verilen hizmetin yurtdışı kaynaklı ve tüm dünyayı kapsayan otorite tarafından sağlanan ve kuralları oluşturulan bir hizmet olması bakımından kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, davacı tarafın kendisi için çok önemli olduğunu ifade ettiği dava konusu alan adının yenilenmesi hususunda basiretli bir tacir gibi davranmadığı, bu nedenle alan adını kullanım hakkını kaybettiği, davacı tarafın alan adının boşa düşmesi durumunda tekrar satın alınabileceği ya da alan adını kullanan firmadan bu konuda talepte bulunulabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.