YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12214
KARAR NO : 2015/13596
KARAR TARİHİ : 28.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalı idare ile müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşme süresince 5510 sayılı yasada yapılan değişikliğin davalı tarafından yanlış yorumlandığını ve müvekkili şirketin istihkaklarından haksız kesintiler yapıldığını, 5510 sayılı yasanın 81 maddesine eklenen bende göre sigorta primlerini düzenli ödeyen ve sigortasız işçi çalıştırmayan işverenleri teşvik etmek amacıyla sigorta pirim oranının %5 lik kısmının hazinece karşılanacağının belirtildiğini, müvekkilinin 5510 sayılı yasanın yürürlüğünden itibaren bu kanun gereğince 5 puanlık indirimleri uygulamak suretiyle sigorta primlerini tahakkuk ettirdiğini ve ödediğini, ancak davalı idarenin söz konusu pirim indirimlerini hak edişlerinden haksız olarak kestiğini ileri sürerek 93.346,44 TL nin kesinti tarihlerinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, eldeki davada 93.346,44 TL.nin kesinti tarihinden itibaren tahsilini istemiş, mahkemece talep edilen tüm alacak miktarına hak edişlerin kesiliş tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Muaccel hale gelmiş bir borçtan dolayı alacaklının herhangi bir ihtarı yok ise anılan yasa maddesi uyarınca faize ancak dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir. Davacı, 02.12.2010 tarihinde davalı Kuruma verdiği dilekçe ile 79.471,46 TL nin derhal ödenmesini istemiştir. Bu nedenle dilekçede belirtilen 79.471,46 TL lik alacak için davalının bu tarihte temerrüde düştüğünün kabulü ile hükmedilen alacağın 79.471,46 TL lik kısmına 02.12.2010 tarihinden, kalan kısmına ise dava tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekir. Mahkemece, davadan önce davalının temerrüde düşmediği gözetilerek hükmedilen alacağın tamamına kesinti tarihinden itibaren faiz uygulanması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca hüküm fıkrasının birinci bendinde yer alan “ 95.346,44 TL nin hak edişlerin kesiliş tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,” cümlesinin hükümden çıkartılarak yerine “ 95.346,44 TL alacağın 79.471,46 TL lik kısmının 02.12.2010 tarihinden itibaren, kalan kısmının ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.