YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15891
KARAR NO : 2016/5279
KARAR TARİHİ : 22.03.2016
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
… ile … aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … 1. Aile Mahkemesi’nden verilen … gün ve … sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili, duruşmasız incelenmesi davacı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için … Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Av. … geldi. Karşı taraftan … bizzat ve vekili Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, tarafların 1981 yılında evlendiğini, evlilik birliği içerisinde sahip olunan 8 parça taşınmazın vekil edenin gelir ve birikimleriyle edinildiğini ileri sürerek mal rejiminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 10.000 TL’nın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kişisel malı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının davasının kısmen kabulü ile 253.215,50 TL.katkı payı alacağının dava tarihi olan 19.02.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, (10.000 TL nin dava tarihinden itibaren artan kısmın ıslah tarihi olan 23.12.2013 tarihinden itibaren) fazlaya dair istemin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafında ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen kısa kararda; “Davacının davasının kısmen kabulü ile 253.215,50 TL katkı payı alacağının dava tarihi olan 19.02.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, ” denildiği halde, gerekçeli kararda; “Davacının davasının kısmen kabulü ile 253.215,50 TL katkı payı alacağının dava tarihi olan 19.02.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, (10.000 TL nin dava tarihinden itibaren artan kısmın ıslah tarihi olan 23.12.2013 tarihinden itibaren) fazlaya dair istemin reddine, ” şeklinde hüküm kurulmuştur. Görüldüğü gibi her iki hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur.
..//..
T.C. Anayasası’nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK’nun 297/2. maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilecektir. Aynı Kanun’un 298/2. maddesi hükmü ise sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını amirdir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, Mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir.
Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki, mahkemelere ve yargıya olan güveni sarsacağı gibi infazda duraksamaya yol açacağı da açıktır. Hükümlerin kurulmasında esas olan kısa karar olup, gerekçeli karar da buna uygun olmalıdır. Hüküm, bu nedenle Kanuna, tarih ve numarası anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’na aykırı olarak tesis edilmiştir.
SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün, kısa karar gerekçeli karar çelişkisi nedeniyle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine ve Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 4.324,29 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 5.923,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.