Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/4621 E. 2015/11717 K. 09.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4621
KARAR NO : 2015/11717
KARAR TARİHİ : 09.11.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/11/2014 tarih ve 2012/994-2014/734 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 19.292 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun’la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalının abi kardeş olduklarını , davalının davacıya olan borcundan dolayı 15.000 TL tutarındaki bonoyu imzalayarak verdiğini, davalının bonodan kaynaklı borcunu ödemediğini, bunun üzerine bu alacağın tahsili için davalı aleyhine …İcra Müdürlüğü’nün 2007/769 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını , davalının bu takibe itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini ancak borcun uzun süre tahsil edilememesi ve alacaklının da icra takibi dosyasında işlem yapmaması nedeniyle icra takibinin işlemsizlik nedeniyle düşürülmesine karar verildiğini, işlemsizlik nedeniyle müracaata kalan bu takip dosyasının tekrar yenilendiğini ve 2010/7608 Esası üzerinden takibe devam etmek istediklerini, bu kez davalının söz konusu takibe konu senetteki alacağa ilişkin 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu iddia ederek müvekkili aleyhine … İcra Hukuk Mahkemesi’nde açtığı davanın kabulü ile dava konusu edilen bonoya dayalı alacak için yenilenen 2010/7608 esas sayılı icra takip dosyası ile yürütülen icra işlemlerinin geri bırakılmasına karar verildiğini, davalının müvekkiline olan borcunun halen ödenmemiş olduğunu, borcu ödemekten kurtulmak için 3 yıllık zamanaşımı süresini ileri sürdüğünü, müvekkilinin zamanaşımı süresi nedeniyle alacağını tahsil edemediğini, ancak genel zamanaşımı süresi dikkate alındığında alacağının halen devam ettiğini iddia ederek davalının söz konusu bono ile davalıya olan 15.000 TL tutarındaki borcunun dava tarihinden itibaren davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu bonoyu annesine bakılması karşılığında teminat senedi olarak davacıya verdiğini, davacının da senedin arkasındaki yazılı kısımı pullayarak senedi icraya koyduğunu, … İcra Müdürlüğü’nün 2007/769 Esas
sayılı takip dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibin işlemsizlik nedeniyle düşmüş olduğunu, üç yıllık zamanaşımı süresinin dolmasından sonra takibin yenilenerek müvekkili aleyhine icra takibine geçildiğini, bonoda zamanaşımı süresinin TTK’nın 661. maddesi gereğinca üç yıl olduğunu, üç yıl içerisinde alacaklı tarafça takibe konulmayan bononun bono özelliğini kaybettiğini, alacaklının bu bono ile borçluya karşı müracaat hakkını yitirmiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın, dava konusu kıymetli evraka ilişkin talep hakkını, takip hukukuna ilişkin sürelerin kaçırılmış olmasından kaynaklı kaybettiği, davacının kıymetli evrakın ötesinde talep hakkının olduğu, ancak bu durumda davalının şahsi defilerini ileri sürebileceği, davalının zamanaşımı defi ile icra işlemlerinin geri bırakılmasına karar verildiği, temel ilişkiye binaen iş bu davanın açıldığı, davacının iş bu davada temel ilişkiye konu alacağını ispatla yükümlü olduğu, davacı tarafın temel ilişkiye konu alacağını ispat edemediği gibi, bazı tanıkların ifade ettiği üzere dava konusu bononun kızkardeş …’ya teminat olarak verildiği, hatta teminat fonksiyonunu ifade için bononun arkasına “işbu senet mukabilinde kız kardeşim …’ın koca evinde duramayıp boşanma durumunda benim ve çocuklarım tarafından bakılmadığı taktirde işleme konu olacaktır. …’ın ölümü halinde senet geçersiz olacaktır. … ” olarak şerh düşüldüğünün yapılan bilirkişi incelemesi ile ortaya çıktığı, o halde dava konusu senedin davacıya verilmediği, bir şekilde davacının eline geçtiği; davacının davalıdan olan alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.