Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/4748 E. 2015/11693 K. 09.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4748
KARAR NO : 2015/11693
KARAR TARİHİ : 09.11.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/06/2014 tarih ve 2011/435-2014/286 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin % 12 hisseli ortağı olduğunu, müvekkilinin bir müddet davalı şirketin müdürlüğünü yaptığını, daha sonrasında azledildiğini, müvekkilince Temmuz 2011 tarihi itibariyle şirket ortaklığından çıkma talebinde bulunulduğunu, bunun üzerine davalı şirketin hakim ortağınca müvekkilinin iş akdinin sonlandırıldığını, müvekkilinin bu aya ilişkin maaşının ödenmediği gibi yıllık izninin de müvekkiline kullandırılmadığını, bu olaylar sonrasında şirket ortakları arasında ihtilafların yaşanmaya başlandığını, davalı şirketin kuruluşundan bu yana kâr dağıtmadığını, şirketin gelir gider durumuna ilişkin müvekkiline bilgi verilmediğini, şirketin yapılması gereken toplantılarının da yapılmadığını, şirket hakim ortağının şirket yönetiminde konumunu kötüye kullandığını, ileri sürerek TTK’nın 551/2. maddesi uyarınca müvekkilinin haklı nedenlere binaen şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesini, tasfiye işlemi sonrasında müvekkilinin hissesinin diğer hissedarlar tarafından reel değeri üzerinden satın alınmasına, tasfiye sonrası çıkacak alacağa dava tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanılmasına, son beş yılın reel karından müvekkilinin hissesine düşen miktarın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiş, 28.8.2014 havale tarihli ıslah dilekçesiyle dava dilekçesinde fazlaya dair haklı saklı tutularak 10.000,00 TL üzerinden dava açıldığını alınan bilirkişi raporları uyarınca dava değerini 86.298,56 TL öz sermaye hisse payı, 6.583,77 TL kâr payı alacağı olarak toplam 92.882,33 TL olarak ıslah ettiğini belirtip bu meblağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilince davacının şirket ortaklığından çıkmasına itiraz edilmediğini, davacının ailevi nedenlerle ortaklıktan ayrılmak istediğini, davacının iş akdine haklı sebeplerle devamsızlığı yüzünden son verildiğini, şirket toplantılarının kanunun uygun gördüğü biçimde yapıldığını, davacının faiz talebinin yersiz olduğunu müvekkilinin borcunun kararın kesinleşmesiyle doğması nedeniyle faiz talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; toplanan deliller ve davalı şirketin davacının ortaklıktan çıkma istemini kabul ettiği, ortaklar arasındaki karşılıklı güven duygusunun ortadan kalktığı, bu nedenle haklı sebeple ortaklıktan çıkmaya izin verilmesine dair koşulların gerçekleştiği, ortaklıktan çıkma payının hükümle birlikte muaccel olması ve payın hüküm tarihine en yakın tarihe göre hesap edilmesi nedeniyle davacının faiz isteminin yersiz olduğu, ödenmeyen kar payı yönünden avans faizinin uygulanması gerekse de davacının talebi uyarınca reeskont faizine hükmedildiği gerekçesiyle davanın kabulüyle davacının
davalı şirket ortaklığından çıkartılmasına, ortaklıktan çıkmaya izin verilen ortağın bilirkişilerce tespit olunan 86.298,56 TL tasfiye payının davalıdan tahsiline, faiz isteminin reddine, bilirkişilerce tespit olunan 6.583,77 TL kar payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava; limited şirket ortaklığından haklı sebeplere binaen çıkma, çıkma payı ve kâr payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
6762 sayılı TTK’nın 551. (6102 sayılı TTK’nın 638/2.) maddesi uyarınca her ortak haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkmasına karar verilmesini talep edebilir. Aynı Yasa’nın 533. (6102 sayılı TTK’nın 608.) maddesi uyarınca da şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar, sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri nispette, yıllık bilançoya göre, elde edilmiş olan safi kardan pay alabilirler. Davacı vekilince, hükme esas alınan bilanço tarihinin hatalı olduğu, davalı şirketin sahibi olduğu taşınmazın değerinin piyasa rayicinin çok altında belirlendiği, davalı şirket tarafından işletilen dershanenin marka değeri gibi gayri maddi mal varlıklarının şirketin öz varlığının hesabında dikkate alınmadığı, müvekkilince dosyaya sunulan belgelerin bilirkişilerce değerlendirilmediği belirterek bilirkişi raporlarına yönelik ciddi itirazlarda bulunulmuştur. Davacının çıkma ve kar payı alacağının tespiti için görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davalı şirketin 30.11.2012 tarihli bilançosu esas alınıp hesaplama yapılmış ancak mahkemece 30.6.2014 tarihinde karar verilmiştir. Davanın niteliği gereği, davalı şirketin karar tarihine en yakın tarihteki öz varlığı ile mali tabloları gözetilip çıkma payı ve genel kurulca dağıtılmasına karar verilmişse çıkma payından ayrı olarak kâr payı alacağının hesaplanması zorunludur. Mahkemece karar tarihine en yakın tarih uyarınca hesaplama yapılmasının gerektiği gözetilmediği gibi, davacı vekilinin bilirkişi raporlarına yönelik ciddi itirazlarını giderir mahiyette herhangi bir araştırma da yapılmamıştır. O halde, mahkemece davacının şirketten çıkmasına ilişkin kararın temyiz edilmeyip kesinleştiği de anlaşılmakla, bu kararın kesinleşme tarihi itibariyle alacak miktarının tespiti için, davalı şirket tarafından işletilen dershane binasının emsal taşınmazların değerleri de dikkate alınıp piyasa rayicinin tespit edilmesi, davacının sunmuş olduğu belgeler gözetilip davalı şirket kayıtlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının araştırılması, davalı şirketin işlettiği dershane nedeniyle gayri maddi mal varlıklarının değerinin çıkma payı hesabına dahil edilmesi gereklidir. Açıklanan bu hususlar gözetilerek muhasebe ve finans uzmanı, inşaat mühendisi ve sektör bilirkişisinden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 09/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.