Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/20936 E. 2016/5365 K. 24.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20936
KARAR NO : 2016/5365
KARAR TARİHİ : 24.03.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : … vs.
DAVALILAR : … vs.
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

… ve … ile … ve müşterekleri aralarındaki muhdesatın tespiti davasının reddine dair … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … gün ve … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili, dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 4 katlı binanın vekil edenlerine hisseleri oranında aidiyetinin tespitine ve tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerhine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalılar …, … ve … davayı kabul ettiklerini açıklamışlar, davalı … davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tanık beyanları ve bilirkişi raporlarından, dava konusu edilen ve bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen taşınmazın davacı tarafından yapıldığı, taşınmaz üzerinde bulunan ve bütünleyici parça niteliğindeki bina, ağaç gibi muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemeyeceği, muhdesatların mülkiyetinin tespitinin dava edilemeyeceği gerekçeleriyle davacıların subut bulmayan taşınmaz üzerindeki binanın mülkiyetinin tespiti istemiyle açılan davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bağşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. Ancak, hukuki yarıran mevcut olması durumunda, muhdesatı meydana getirenin tespiti davası açılabilir.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince; tespit davasına konu edilen muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmaz hakkında … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin … sayılı dosyası ile satış suretiyle ortaklığın giderilmesine ilişkin derdest dava bulunduğu ve muhdesatın tespitine ilişkin eldeki davanın bekletici mesele yapıldığı görülmüştür. Bu durumda, davacıların dava konusu parsel üzerindeki muhdesat yönünden tespit davası açmalarında güncel hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir. O halde Mahkemece, tarafların toplanan ve toplanacak tüm delilleri; iddia, savunma ve davalılar …, … ve …’ın davayı kabule ilişkin beyanları birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde davacılara iadesine, 24.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.