Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/12258 E. 2015/18224 K. 17.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12258
KARAR NO : 2015/18224
KARAR TARİHİ : 17.11.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 17/11/2015 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davacı asil ve davacı vekili Av. … geldi. Karşı taraf davalı vekili Av. … geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesinde; tarafların, Edirne Aile Mahkemesinin 2012/85 E. 2012/77 K. Sayılı kararı ile boşandıklarını, boşanma kararının 21.02.2012 tarihinde kesinleştiğini; davacının, 10.07.2011 tarihinde müşterek haneyi terk ettiğini, 15.02.2012 tarihinde boşanma davası açtığını, müşterek evi terk ettiği tarihten hemen sonra davalının davacının hesabından 70.000,00-TL.sını kendi hesabına havale ettiğini, davacının bu durumu 26.07.2013 tarihinde öğrendiğini; davalının, parayı iade edeceğini söylemesine rağmen, bu güne kadar iade etmediğini; davacının, hesabını hiç bir zaman internet hesabına açmadığını, bu yönde bankaya talimat vermediğini, bu hesaba ait şifrematik aleti almadığını; davalının kardeşi… belirtilen banka şubesinde çalıştığını, davalı hakkında C.Başsavcılığına şikayette bulunduklarını, davalının bu olay nedeniyle Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/64 E. sayılı dosyasında yargılandığını ve bilişim şuçu işlediği yönünde karar verildiğini iddia ederek; davalının, davacının banka hesabından çektiği 70.000,00-TL.sının havale tarihi olan 25.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davanın Edirne Aile Mahkemesinin görevinde olduğunu, talebin zamanışımına uğradığını, dava konusu paranın davacının birikimi olduğu yönündeki iddialarını kısmen kabul etmediklerini, 31.12.2001 tarihinde davacıya 500.000,00-TL piyango isabet ettiğini, bu paranın bir kısmının davacı ve bir kısmının davalının hesabına aktarıldığını, yatan paranın tamamının davalıya ait olduğunu; davacının,
evlilik birliği içinde çalışmadığını, kendisine miras da kalmadığını; davalı hakkında açılan ceza davasında kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, temyiz ettiklerini; davacının hesabındaki 70.000,00-TL gibi bir paradan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; Edirne Aile Mahkemesinin 2012/85 E. sayılı dosyasında tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanmanın mali sonuçları hakkında protokol yaptıklarını, davalının davacıya iki adet taşınmaz ve 145.000,00-TL nakit para verdiğini; davacının hesabını internet bankacılığına açmadığı iddiasının doğru olmadığını; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davalı aleyhinde hırsızlık suçundan açılan ceza davasının yapılan yargılaması sonucu sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davalının kardeşi … hakkında davacının banka hesabının internet hesabına açılması ve bu hesaba ait şifrematik aleti alınması ile ilgili ceza davası açılmadığı ve mahkumiyet kararı verilmediği; dolayısıyla, davacının yapılan bu işlemlerin bilgisi dışında yapıldığı iddiasını ispatlayamadığı, davacının banka hesabının bilgisi dahilinde internet hesabına açıldığı ve bilgisi dahilinde bu hesaba ait şifrematik aleti alındığı, gerçekleştirilen dava konusu havale işleminin yapılabilmesi için davacıya ait banka müşteri numarası ile internet parolasının bilinmesi ve şifrematik ile anlık şifrenin üretilebilmesi için şifrematik cihazının olması gerektiği, aksi takdirde bu işlemin gerçekleştirilemeyeceği, bu bilgilerin davacının uhdesinde olduğu ve onun bilgisi dahilinde davacının hesabından davalının hesabına 70.000,00-TL.sı havale edildiği; böylelikle, davacının havale işleminin bilgisi dışında yapıldığı iddiasını ispatlayamadığı, davalının davacıya borcu olmadığı gerekçesiyle; sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, internet bankacılığı kavramı açıklanmasında yarar bulunmaktadır. İnternet, birden fazla haberleşme ağının (network) bilgisayarlar aracılığıyla meydana getirdikleri bir iletişim ortamıdır.(Sözer,B.; Elektronik Sözleşmeler, İst. 2002, S.7)
Günümüzde internet, tüm dünya üzerine yayılmış olan çok geniş bir bilgisayar ağı durumuna gelmiştir. Bu iletişim ağından yararlanan internet bankacılığı; teknolojide meydana gelen gelişmeler sonucu ortaya çıkan ve hemen hemen bütün bankacılık işlemlerinin internet üzerinden yapılabilmesini sağlayan elektronik bir bankacılık türüdür. Eş söyleyişle, interaktif bankacılık, bankacılık hizmetlerinin internet üzerinden sunulduğu bir bankacılık türü olarak da tanımlanabilir.
Bankalar tarafından hazırlanan sözleşmelerde yer alan yaygın tarifiyle internet bankacılığı ise; şahsın kablolu, kablosuz iletişim sistemleri ile teknik şartlara haiz bilgisayar, GSM, telefon gibi araçlar üzerinden ve internet-wap aracılığı ile otomatik, sesli yanıt sistemi ile şifre ve parolayı kullanarak, bankanın belirleyeceği kurallar ve limitler dahilinde şahsın banka hesapları üzerinde her türlü işlem yapma yöntemidir.

İnternet bankacılığındaki en önemli sorun, hiç kuşkusuz güvenlik sorunudur. Güvenli bir internet bankacılık hizmetinin sunulmasında, böyle bir hizmetin alınmasında, hem bankanın hem de müşterinin üzerine düşen yükümlülükler ve sorumluluklar vardır. Bu bağlamda, internet bankacılığı hizmetini müşterilerine bankalar sunduğuna göre, bu sistemin güvenliğine yönelik tüm tedbirleri almaları ve sistemi bilinen en son teknolojik gelişmeye uygun hale getirmeleri büyük önem taşımaktadır. Hiç kuşkusuz, müşterilerin de internet bankacılığında kullanılmak üzere kendilerine verilen kullanıcı adı, şifresi ve diğer bilgileri üçüncü kişilerin eline geçmesini önleyecek gerekli tedbirleri almaları ve bu konuda azami özeni göstermeleri gereklidir.
Somut olayda; davalının, söz konusu olay nedeniyle bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/64 Esas ve 2014/111 Karar sayılı dava dosyası ile yargılandığı, yargılama sonucunda, olay tarihinde sanık ve katılanın resmi olarak evli olmaları ve haklarında verilmiş bir ayrılık kararı bulunmaması nedeniyle, TCK’nın 167. maddesi delaletiyle CMK’nun 223/4-b maddesi gereğince sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu kararın gerekçe kısmında, katılan ile evli olması nedeniyle hesabın şifresini bilen sanığın müştekinin rızası dışında parayı hesabına havale ettiği, bu şekilde üzerine atılı bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle hırsızlık suçunu işlediği sabit ise de eşlerden birinin diğeri hakkında hırsızlık suçunu işlemesi halinde ilgili kişiye ceza verilmeyeceğinin hüküm altına alındığı belirtilmiştir. Ceza dosyası 02.04.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
Davalının, yargılandığı ceza davasında; davacının rızası dışında parayı hesabına havale ettiği hususu kesinleşmiştir. Bu durumda, mahkemece; davacının, havale işleminin bilgisi dışında yapıldığı iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile; davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği 20.09.2013 tarihli ifadesinde; .. Bankasında yatırım hesabı olduğunu, bu hesaptaki bütün işlemleri eşinin yaptığını, hesabın şifrelerinin baştan beri eşinde olduğunu, daha sonra tek şifre aldığını öğrendiğini, onu da eşinin kullandığını, kendisinin hesapla ilgili herhangi bir şifre bilmediğini; her ne kadar, evlilik süresi içerisinde hesabın şifrelerini eşi biliyor ve hesabı o kullanıyor ise de; evden ayrıldıktan sonra hesabını kullanmasına izni olmadığını beyan etmişir.
Somut olayda; tarafların evlilik birliği içerisinde, davacının hesabında buılunan bütün işlemleri davalının yaptığı, hesabın internet şifresini davalının bildiği, davacının da bu kullanımdan haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, gerekli güvenliği almayarak, davalının, hesabındaki parayı çekmesine neden olduğu hususu dikkate alındığında; davacının da olayda müterafik kusurunun bulunduğu kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca, mahkemece; davalının, davacının hesabından havale ettiği alacak üzerinden, davacının müterafik kusuru dikkate alınarak indirim yapılarak sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.100 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.