Danıştay Kararı 4. Daire 2016/19173 E. 2021/1395 K. 03.03.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2016/19173 E.  ,  2021/1395 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/19173
Karar No : 2021/1395

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av….
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Kalıpçılık Sert Krom Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına sahte fatura kullandığından bahisle vergi ziyaı cezalı olarak re’sen tarh edilen 2010/1,2,3 ve 8 dönemleri katma değer vergileri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının ilgili dönemde fatura aldığı … Vergi Dairesi mükellefi … ile … Vergi Dairesi mükellefi … hakkındaki tespitler faturaların sahte olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığından cezalı tarhiyatın söz konusu mükelleflerce düzenlenen faturalara isabet eden kısmında ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk, davacıya fatura düzenleyen diğer mükellefler hakkındaki tespitler incelendiğinde ise düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan sahte faturalar olduğu sonucuna varıldığından ilgili mükellefler tarafından düzenlenen faturalara isabet eden cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın kabule ilişkin kısmı davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın aleyhe olan kısmının hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar, temyiz konusu kararın özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin, kararın cezalı tarhiyatın kaldırılmasına ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Davacının ilgili dönemde fatura aldığı … hakkında düzenlenen … tarih ve …sayılı Vergi Tekniği Raporunda; hırdavat malzemelerinin alım satımı faaliyetinde bulunmak üzere 26/04/2010 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği, 28/04/2010 tarihinde yapılan işe başlama yoklamasında, iş yeri büyüklüğünün 12 m2 olduğu, iş yerinde işçi çalışmadığı, adreste toptan hırdavat malzemeleri, otomotiv yedek parça pazarlama faaliyetine başlandığı, demirbaş olarak bir masa, üç koltuk, beş dolap bulunduğu hususlarının tespit edildiği, 18/10/2010 tarihli defter ve belge isteme yazısının tebliği için 20/10/2010 tarihinde mükellefin iş yeri adresine gidildiğinde ilgili adresin kapalı ve boş olduğu, ödevlinin adresten ayrıldığı, faaliyetinin bulunmadığı hususlarının tespit edildiği, ikametgah adresinde de bulunamaması nedeniyle defter ve belge isteme yazısının tebliğ edilemediği, mükellefin 2010 yılında toplam 318.400,28 TL KDV matrahı beyan etmesine karşın, Ba-Bs analizi sonucunda 100 ayrı mükellefin 524 adet belge karşılığında mükelleften 2.790.320,00 TL tutarında mal ve hizmet aldığını beyan ettiği tespitlerine yer verilmiştir.
Davacının fatura aldığı … hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporunda; … Cad. … No:… …/… adresinde her türlü hırdavat, nalburiye ve küçük el aletleri toptan ticareti işi ile iştigal etmek üzere 12/03/2010 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği, 30/09/2010 tarihinde işi bıraktığı ve bunun üzerine incelenmesinin istenildiği, mükellefin 65 cilt fatura bastırdığı, çalışan işçisinin olmadığı, emtiasının bulunmadığı, muhtelif vergi beyannamelerini verdiği, 2010 yılı Ba-Bs bildiriminde bulunmadığı, faaliyette olduğu 2010 dönemi için 561.198,37 TL KDV matrahı beyan ettiği, aynı yıl mükelleften mal alanların Ba formuyla 5.995.231,00 TL tutarında bildirimde bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen tespitler bir arada değerlendirildiğinde ve özellikle kendi beyan ettikleri satış bildirimleri ile diğer mükelleflerce beyan edilen karşıt alış bildirimleri arasında büyük farklar olduğu, kuruldukları tarihten itibaren kısa süre içerisinde yüksek miktarlı fatura düzenlemelerine rağmen altı ay sonra yapılan yoklamalarda faaliyetlerine rastlanmadığı veya faaliyetlerini sonlandırdıkları dikkate alındığında düzenledikleri faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan sahte faturalar olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle davacı adına yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık, aksi yöndeki Mahkeme kararının buna ilişkin kısmında ise hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının oybirliğiyle ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının cezalı tarhiyata ilişkin kısmının … ve …’in karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 03/03/2021 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Metal işlemesi ve demir dışı ağır metallerin dökümü faaliyetinde bulunan davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu ile davacının ilgili dönemde fatura aldığı … ile … hakkında düzenlenen vergi tekniği raporları bir arada incelendiğinde, her ne kadar söz konusu mükellefler hakkında olumsuz tespitler bulunsa da 2010/8 döneminde …’dan 23.551,00 TL tutarında 5 adet fatura, …’dan 17.053,00 TL tutarında 3 adet fatura alındığı, fatura içeriklerinin davacının faaliyetiyle uyumlu olduğu ve ödemelerin büyük çoğunluğununda banka aracılığıyla ödendiği dikkate alındığında davacının kullandığı faturaların sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, Dairemizin mahkeme kararının özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının onanması yönündeki kararına katılmakla birlikte, mahkeme kararının cezalı tarhiyata ilişkin kısmının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının cezalı tarhiyata ilişkin kısmına katılmıyoruz.