Danıştay Kararı 4. Daire 2016/17459 E. 2021/1394 K. 03.03.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2016/17459 E.  ,  2021/1394 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/17459
Karar No : 2021/1394

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Gıda Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura kullandığından bahisle re’sen tarh edilen 2010/10 dönemi katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezasının ve özel usulsüzlük cezasının kaldırılması ile 2010/11 dönemine ait indirimi reddedilen KDV’nin devreden KDV tutarından çıkarılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının ilgili dönemde fatura aldığı … Vergi Dairesi mükellefi Tasfiye Halinde … Metal Demir Çelik Elektrik ve İnş. Malz. Orm. Ür. Nak. San. Tic. Ltd. Şti. hakkındaki tespitler faturaların sahte olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığından cezalı tarhiyat ile 2010/11 dönemine ait indirimi reddedilen KDV’nin devreden KDV tutarına eklenmesinde ve somut tespit olmadan kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar, temyiz konusu kararın özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Davalı idarenin, kararın cezalı tarhiyatın kaldırılmasına ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Davacının ilgili dönemde fatura aldığı Tasfiye Halinde … Metal Demir Çelik Elektrik ve İnş. Malz. Orm. Ür. Nak. San. Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda; mükellefin toptan demir, metal ve inşaat malzemeleri satışı faaliyetinde bulunmak üzere 15/02/2010 tarihinde tesis ettirdiği mükellefiyetinin 30/04/2012 tarihi itibariyle resen terkin edildiği, 29/07/2010 tarihi itibariyle şirket ortaklarının … ile … olduğu, 08/04/2011 tarihinde tasfiye sürecine giren şirkete …’un tasfiye memuru olarak atandığı, defter ve belge isteme yazısı tasfiye memuruna tebliğ edilmesine rağmen incelemeye ibraz edilmediği, iş yerinde yapılan 21/02/2010 tarihli yoklamada, 200 m² büyüklüğündeki iş yerinde 2 işçinin çalıştığı, vinç ve kantar ile birlikte muhtelif emtialarının bulunduğunun tespit edildiği, 25/06/2010 tarihli yoklamada, 300 m² büyüklüğündeki iş yerinde çalışan işçi bulunmadığı, bir adet vinç ile birlikte bir miktar emtianın bulunduğunun tespit edildiği, 20/01/2011 tarihli yoklamada, iş yerinde 20 m³ kereste ile birlikte yaklaşık 150.000,00 TL değerinde emtianın bulunduğu, 3 işçinin çalıştığı, araç kiralama bedeli içerikli fatura düzenlenmesine rağmen şirket aktifine kayıtlı aracın bulunmadığı, ağırlıklı olarak teneke satışı yapmasına rağmen iş yerinde teneke stokunun bulunmadığının tespit edildiği, 09/03/2011 tarihli yoklamada 150 m² büyüklüğünde olan iş yerinde bir adet vinç, 15 ton demir, 2 ton sac ile dış cephe kaplama vb. bir miktar emtianın bulunduğu, 2 işçinin çalıştığının tespit edildiği, 24/12/2012 tarihinde yapılan yoklamada, iş yeri adresinde başka mükellefin faaliyette bulunduğunun tespit edildiği, 2010 yılı Ba bildiriminin 24.507.542,00 TL, 2011 yılı Ba bildiriminin 4.140.145,00 TL olduğu ve bu mal ve hizmet alım bildirimlerinin büyük oranda hakkında sahte belge düzenlemekten dolayı olumsuz tespitler bulunan mükelleflerden yapıldığının bildirildiği, 2010 yılında toplam 24.611.759,73 TL, 2011 yılı ilk 3 ayında toplam 4.187.182,43 TL tutarında KDV matrahı beyan edildiği, tasfiyeye girdiği tarihten sonra KDV matrahı beyan edilmemesine ve resen terkin edilmesine rağmen mükelleften büyük miktarda alım yapıldığının Ba formları ile bildiren mükelleflerin olduğu yönünde tespitlere yer verilmiştir.
İçecek toptan satışı ve dağıtımı faaliyetinde bulunan davacının depolarının tadilatı amacıyla ilgili dönemde 968.542,82 TL tutarında inşaat malzemesi satın aldığını iddia ettiği söz konusu mükellef hakkında yukarıda yer verilen tespitler bir arada değerlendirildiğinde ve özellikle yapılan yoklamalarda düzenlediği fatura tutarlarının çok altında miktarda emtiaya rastlandığı, kuruluşundan itibaren kısa süre içinde yüksek miktarlı faturalar düzenlemesine rağmen tasfiyeye girdiği ve mal veya hizmet aldığını beyan ettiği mükelleflerin çoğu hakkında olumsuz tespitler bulunduğu dikkate alındığında kullanılan faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığı anlaşıldığından yapılan bir kat vergi ziyaı cezalı tarhiyatta ve aksi yöndeki Mahkeme Kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Ayrıca yeniden verilecek kararda cezalı tarhiyata uygulanan tekerrür hükümleri ve 2010/11 dönemine ait indirimi reddedilen KDV yönünden de bir inceleme yapılması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının oybirliğiyle ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının diğer kısmının … ve …’nin karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 03/03/2021 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının Mahkeme Kararının bozulmasına dair kısmına katılmıyoruz.