YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16685
KARAR NO : 2015/11819
KARAR TARİHİ : 10.11.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.06.2014 tarih ve 2013/214-2014/168 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.11.2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı Türkiye … vekili Av. …, davalı … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından …’tan alınan 10.10.1991 ve 09.01.1992 tarihli iki adet süresiz ve ilk talepte ödeme kaydını taşıyan teminat mektubunun … Şubesi’nin …’deki …’ya teslim etmiş olduğu teminat mektuplarının kontgarantisi olarak …’na tevdi edildiğini, muhatabın 09.02.1993 tarihinde …’ndan tazmin talebinde bulunduğunu, ilgili bankanın bu talebi geri çevirdiğini, bu tarih dikkate alındığında 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek, söz konusu iki adet teminat mektubunun hükümsüz kaldığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davanın kesin hüküm nedeniyle reddinin gerektiğini, dava konusu mektupların meri olduğunu ve riskin devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, işbu davaya konu olan teminat mektuplarından dolayı riskin devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu teminat mektuplarının süresiz olduğu, süresiz teminat mektuplarında zamanaşımının riskin doğduğu tarihden itibaren başladığı, tazmin riski halen devam ettiğinden alacağın henüz muaccel olmadığı ve dolayısıyla zamanaşımının işlemeye başlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı lehine davalı ….’ye devredilen … tarafından düzenlenen iki adet süresiz ve ilk talepte ödeme kaydını havi teminat mektubunun, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle hükümsüz kaldığının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece, dava konusu süresiz teminat mektuplarında, riskin zamanaşımının doğduğu tarihten itibaren başladığı, tazmin riski devam ettiğinden alacağın henüz muaccel olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Teminat mektubu, mevzuatımızda açıkça düzenlenmemiştir. Pozitif bir temele dayanmayan teminat mektubu kurumu, ticari hayatın bir gereği olarak ve sözleşme serbestisi kapsamında vücut bulmuştur. Muhatap, lehtar ve garanti eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren teminat mektubu, (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olması nedeniyle bir tür garanti sözleşmesidir. 11.06.1969 Tarih 1969-4 Esas-1969-6 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da teminat mektubunun mahiyeti itibariyle BK’nın 110. maddesinde sözü edilen üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir. Dairemizin yerleşik uygulamasında da teminat mektubunun BK’nın 110. maddesi çerçevesinde bir garanti sözleşmesi olduğu yönü benimsenmiştir. Banka teminat mektubu ile garanti eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte, aksine üçüncü kişi durumunda bulunan lehtarın edimini ifa etmemesi ya da sair rizikoların ortaya çıkması halinde muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamaktadır.
Teminat mektuplarının vadeli (süreli) ya da vadesiz (süresiz) olarak düzenlenmeleri mümkündür. Üzerinde belirli bir geçerlilik süresi bulunmayan teminat mektupları vadesizdir. Vadesiz teminat mektuplarında zamanaşımı, bu tür ilişkiler için yasalarda ayrı bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 10 yıl olup yine genel hükümler uyarınca bu süre alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayacaktır. Teminat mektubunu düzenleyen banka yönünden borç, riskin gerçekleşmesinden sonra bankadan ödeme talebinde bulunulmasıyla muaccel hale gelecektir. (Vahit Doğan, Banka Teminat Mektupları, 3. Baskı, s.234)
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, davalı Birleşik Fon Bankası’na devredilen Esbank tarafından davacının lehdarı, diğer davalı bankaya devredilen …’nın muhatabı olduğu 10.10.1991 ve 09.01.1992 tarihli iki adet süresiz teminat mektubu düzenlendiği, bu mektupların kontrgaranti niteliğinde bulunduğu, bu mektuplara dayalı olarak … tarafından da Suriye’de mukim bankaya hitaben aynı bedelli iki kontrgaranti düzenlendiği, Suriye bankasının da yine anılan kontrgarantilere dayalı olarak bir … şirketine hitaben iki adet teminat mektubu verdiği, …’nın düzenlediği kontrgarantilerin muhatabı olan … tarafından ilk olarak 09.02.1993 tarihinde tazmin talebinde bulunulduğu, …’nın bu talebi reddettiği dosya kapsamı ile sabit bulunmaktadır. Bu durumda, zamanaşımı süresi ilk ödeme talebinin yapıldığı 09.02.1993 tarihinden itibaren işlemeye başlamış olup zamanaşımını kesen veya durduran herhangi bir halin varlığı da ispat edilemediğinden 09.02.2003 tarihinde de zamanaşımı süresi dolmuştur. Öte taraftan, mahkeme kararında dayanılan ve bu davanın tarafları arasında teminat mektubu bedellerinin depo edilmesine ilişkin …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2007/526 Esas, 869 Karar sayılı dosyasında görülen davanın, dava tarihi 11.12.2001 olup her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceği ilkesi de gözetildiğinde, söz konusu dosyada verilen riskin devam ettiği ve bu nedenle mektup bedellerinin depo edilmesine ilişkin karar, işbu davanın reddine gerekçe teşkil etmeyeceği gibi esasen anılan davada, teminat mektuplarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında da bir değerlendirme yapılmamıştır. O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde dava konusu teminat mektuplarının zamanaşımına uğradığının kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.