YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15488
KARAR NO : 2015/13640
KARAR TARİHİ : 28.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davacının doktor olup 04/05/2013 tarihinde saçlarındaki kepeklenme sorununun tedavisi için davalı tıp merkezine başvurduğunu ve tedavisini başlattığını, bir süre sonra davacının bağlı olduğu 5 nolu aile hekimliğinde çalışan hemşirenin müvekkilinin evini aradığını, annesiyle konuştuğunu, annesinin sorması üzerine kızının davalı tıp merkezinde gebelik testi yaptırdığının doğru olup olmadığını, doğru ise takip için aile hekimliğine gelmesi gerektiğini söylediğini, bu hemşirenin bilahare davacıyı da arayarak ona da aynı durumu sorduğunu bunun üzerine davacının derhal aile hekimliğine gidip aile hekimliğinden bilgisayar çıktısı aldığını, almış olduğu bilgisayar çıktısına baktığında davacının 04/05/2013 tarihinde davalı kuruma giderek gebelik testi ve muayenesi yaptırdığının gözüktüğünü, oysa müvekkilinin belirtilen tarihte davalı tıp merkezinde gebelik muayenesi ve testi yaptırmadığını, bu durumun müvekkilinin nişanlı olması sebebiyle kendisi ve ailesinde büyük üzüntüye sebep olduğunu belirterek 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalılar,davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davalı … Tıp Merkezi tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, saçlarındaki kepek sorunu nedeniyle davalı tıp merkezine müracaat ettiğini, daha sonra annesinin ve kendisinin aile hekimliği tarafından aranarak gebelik takibinin yapılması için aile hekimliğine müracaat etmesinin söylendiğini, kendisinin gebelik testi yaptırmadığını, nişanlı olduğunu, bu durumun üzüntü duymasına neden olduğunu ileri sürerek manevi tazminat istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece,tüketici mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik karar verilmiş ise de; Türk Borçlar Kanununun 502. maddesi hükmü uyarınca, diğer iş görme sözleşmeleri hakkındaki yasal düzenlemelere tabi olmayan işlerde, vekalet hükümleri geçerlidir. Somut olayda olduğu gibi doktorlar ile hasta arasındaki uyuşmazlıkların vekalet sözleşmesine ilişkin hukuksal düzenlemelere göre çözülmesi gerektiği konusunda, öğreti ve Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulaması arasında paralellik bulunmaktadır.
Somut olayda, davacılar ile davalılar arasında vekil-müvekkil ilişkisi mevcut olup, davadaki talepler vekillerin vekalet görevini ifada özen borcuna aykırı davrandıkları iddiasına dayalı bulunmakla, uyuşmazlığa vekalet hükümleri uygulanmalı ve doğal olarak, uyuşmazlığın da bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, taraflar arasında tedavi hizmetine ilişkin vekalet sözleşmesi vardır. 6502 Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre taraflardan birinin tüketici olduğu vekalet sözleşmelerine ilişkin uyuşmazlıkların da tüketici mahkemesinde görülmesi zorunludur. Ne var ki, 6502 sayılı yasanın geçici 1.maddesinde “bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalar açıldıkları mahkemede görülmeye devam eder” hükmü bulunmakta olup, eldeki dava 6502 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önce 29.01.2014 tarihinde açılmış bulunduğundan taraflar arasındaki hukuki ilişkinin dava tarihinde yürürlükte olan 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Tüketici yasası ile güdülen amaç tüketicinin tüketime yönelik satışlarda mal ve hizmetlerdeki ayıplara karşı korunması olduğundan, uyuşmazlığın genel mahkemede görülmesi gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.