YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/31389
KARAR NO : 2015/20179
KARAR TARİHİ : 15.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, emekli maaşını davalı bankadan aldığını, maaşının kredi sözleşmesi nedeniyle kesintiye uğradığını ve bloke edildiğini, davalının maaşına bloke koymasının doğru olmadığını ileri sürerek, maaşına konulan blokenin kaldırılmasına, bloke edilen miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, İİK 83-a maddesi gereğince borçlunun hacizden önceki bir dönemde haczi mümkün olmayan bir mal veya hakkın haczedilebileceğine dair yaptığı anlaşmanın geçerli olmadığını, dosyada mevcut muvafakatname incelendiğinde üzerinde herhangi bir tarih bulunmadığı, borçlunun borcuna karşılık maaşından kesinti yapılmasına muvafakat verdiğini ve bu muvafakatin de borcun doğumundan sonra verildiğinin ispatının davalı alacaklıya düştüğü, ancak davalının bunu ispat edemediği gerekçesi ile bilirkişi raporu da esas alınmak suretiyle davanın kabulüne, 4.636,39 TL nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının kredi borcu nedeniyle emekli maaşının bir kısmının bankaya ödenmesinden sonra geri istenip istenemeyeceğine ilişkindir. Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce de 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 121. maddesinde “Bu kanun gereğince bağlanacak gelir ve aylıklar ve sağlanacak yardımlar nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez.” hükmü yer almaktaydı. Kanun koyucu bu hükmü 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı yasanın 56.maddesi ile değişik 5510 sayılı yasanın 93.maddesinde aynen benimsemiştir. Buna göre “Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” İİK.nun 83/a maddesindeki “İİK.nun 82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir” hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Kanunun 32.maddesi ile değişik 5510 Sayılı SGK.nun 93/1.maddesinde, “bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun muvafakati yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu hükmün İİK.nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 Sayılı Yasanın 93.maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde borçlu haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı tarafından bankaya verilen tarihsiz muvafakatnamede “şubenize olan borcumdan dolayı, bankanızdan almakta olduğum emekli maaşımın sadece 1/4’inin kesilmesini talep ve muvafakat ederim, geri kalanının ise tarafıma iadesini talep ederim” demek suretiyle davacının, mevcut kredi borcu nedeniyle emekli maaşından kesinti yapılmasına muvafakat ettiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacının kesintilerin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 5838 Sayılı Kanunun 32.maddesi gereğince hacze muvafakat ettiğinin ve yapılan kesintilerin yasaya uygun olduğunun kabulü gerekir. Bununla birlikte davacının maaş haczine muvafakat verdikten sonra yaptığı ödemeleri geri istemesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup iyiniyet kurallarıyla bağdaşmaz.(TMK m.2) mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.