Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/14930 E. 2016/7255 K. 25.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14930
KARAR NO : 2016/7255
KARAR TARİHİ : 25.04.2016

Davacı, 15.7.1991 tarihinde Kooperatifinde 3 ay süre ile çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 15.07.1991 tarihinden itibaren 3 ay süre ile Kooperatifinde geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır” hükmünü içermektedir. Madde hükmünden yazılı hak düşürücü sürenin, yönetmelikte belirtilen belgeleri işveren tarafından Kuruma verilmeyen sigortalıları kapsamakta olduğu, işe giriş bildirgesi verilmiş sigortalılar yönünden hak düşürücü sürenin işlemeyeceği anlaşılmaktadır. Yargıtay HGK’nun 03.03.2004 tarih 2004/21-139 Esas-117 Karar ve 05.02.2003 tarih 2003/10-7 Esas-53 Karar sayılı ilamları da bu yönlere işaret etmektedir.
İşverenin, sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanunun 79/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde, işverence Kuruma verilecek belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu ve diğerleri şeklinde sıralanmıştır. Bu belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.
Kesintili çalışmanın varlığı halinde ise, kesintinin öncesi ve sonrasında oluşacak her çalışma devresi için dava koşullarının varlığı yukarıda belirtilen olgular dikkate alınarak belirlenecektir.
Ancak, davacı çalışmasının kesintisiz olarak devam ettiğini iddia ettiğinden çalışmanın kesintisiz olduğu kanıtlanırsa, hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceğinden işin esasına girip tüm delilleri değerlendirerek bir sonuca ulaşmak gerekmektedir.
Bunun yanı sıra hizmet tespiti davalarında, davacının tespitini istediği çalışmanın geçtiği işyerinin sahibi olan gerçek ya da tüzel kişi işveren, Sosyal Güvenlik Kurumu ile zorunlu dava arkadaşıdır. Dolayısıyla, davalı Kurumun yanında davacının çalışmasının tespitini istediği işveren gerçek ya da tüzel kişilere bu davada husumet yöneltilmesi gerekir.
Medeni haklardan istifade ( hak ) ehliyeti bulunan her tüzel kişi taraf ehliyetine de sahiptir. Tüzel kişiliğin son bulması ile artık eski tüzel kişinin taraf ehliyeti de son bulur. Taraf ehliyeti kamu düzeni ile ilgili olup hakimin bu hususu resen göz önünde bulundurması zorunludur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Kooperatifi unvanlı sicil numaralı işyerinden davacı adına 15.07.1991 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin 16.08.1991 tarihinde davalı Kuruma verildiği, söz konusu işyerinden dönem bordrosu verilmediği, işyerinin hangi tarihler arasında yasa kapsamında faal bir işyeri olduğunun davalı Kurumdan sorulmadığı ancak ilgili ticaret sicilinden gelen evraklardan Kooperatifi’nin 6102 sayılı TTK’nın geçici 7.maddesi uyarınca 09.05.2014 tarihinde ticaret sicilinden kaydının silindiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının talebi Kooperatifi unvanlı işyerinden işe giriş bildirgesinin verildiği 15.07.1991 tarihinden itibaren üç ay süre ile bu işyerinde çalıştığının tespitine ilişkin olup söz konusu işveren tarafından işe giriş bildirgesinin verilmiş olması karşısında artık hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Bunun yanı sıra hizmet tespitine ilişkin işbu davada husumetin davalı Kurum ile birlikte çalışmanın geçtiği iddia edilen işverene de yöneltilmesi gerektiğinin göz önünde bulundurulmayışı ve söz konusu kooperatifin ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliğinin son bulması sebebi ile öncelikle tüzel kişiliğin ihyası için davacı yana süre verilmesi ardından taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinin dikkate alınmamış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
Yapılacak iş, öncelikle davacı tarafa ticaret sicilinden kaydı silinerek tüzel kişiliği sona eren Kooperatifi’nin ihyasını sağlamak amacıyla dava açması için uygun süre vermek, ihya edilen S Kooperatifi usulüne uygun olarak davaya dahil edildikten sonra işin esasına girmek, beyanına başvurulan davacı tanığının söz konusu kooperatiften verilmiş işe giriş bildirgesi ve hizmet cetvelini davalı Kurumdan getirtmek, ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordrosu olmadığından bunun öncesinde veya sonrasında verilen dönem bordrolarını getirtmek, bu bordrolarda kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak beyanlarına başvurmak, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
25.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.