Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/22811 E. 2015/36787 K. 15.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/22811
KARAR NO : 2015/36787
KARAR TARİHİ : 15.12.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı Belediye, açılan ihaleler sonucunda, davalı işverenlerle hizmet sözleşmeleri yapıldığını, davalı şirketlerin çalıştırmış oldukları işçilerden … 1.10.1989-15.1.1992 tarihleri arasındaki kıdem tazminatı alacaklarının tahsili istemiyle iş mahkemesinde açmış olduğu davanın Belediye aleyhine sonuçlandığını, başlatılan icra takibi üzerine ödeme yapmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere dava dışı işçiye yapılan 12.593,37 TL ödemenin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, … ve …hakkındaki davanın reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 2.176,72 TL’nin faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, asıl işveren davacı Belediyenin, davalı şirketler tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir. 20.9.1990 tarihinde ihaleyi alarak davacı Belediye ile sözleşme imzalayan davalı …, 28.9.1990 tarihli devir sözleşmesi ile, bu sözleşmeden doğan hak ve borçları aynı bedelle ve sözleşmede belirtilen hak ve mükellefiyetleri ile birlikte davalı … devretmiş olup, davacı Belediye de bu devre muvafakat etmek suretiyle sözleşmeyi imzalamıştır. Davalılar … ile K… Şirketi arasındaki bu sözleşme, işyeri devri niteliğinde olup, davalı alt işveren …’in, asıl işveren davacı Belediyeye karşı sözleşmeden doğan sorumlulukları devam etmektedir. Söz konusu devir sözleşmesinde, davalı alt işveren … nezdinde çalışan işçilerin tüm işçilik hakları ile birlikte devredildiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından, davacı asıl işveren Belediyenin söz konusu devre muvafakat etmesi de, tüm işçilik hak ve alacaklarının devri konusunda açık bir onay niteliğinde olmayıp, olayda işçilik alacakları yönünden borcun nakli de söz konusu değildir.
…i ile…. (….) arasında noterde düzenlenen 12.07.1991 tarihli devir sözleşmesinde ise, “31.07.1991 tarihinde … çalışan tüm işçilerin yasal hakları ile birlikte devir alındığı” açıkça belirtilmiş olup, sözleşme …tarafından da imzalandığından, K… ile …. (…) arasındaki 12.07.1991 tarihli devir sözleşmesi, işçilik alacakları yönünden borcun nakli niteliğinde olup, davalı… ait borcun tamamından davalı . ….’nin sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
O halde mahkemece …hakkındaki davanın reddedilmesi isabetli ise de, dava dışı işçinin davalı … nezdinde çalışmasının mevcut olması halinde, adı geçen davalı, kendi dönemine ilişkin işçilik alacağı yönünden davacı Belediyeye karşı sorumludur. Ne var ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda, “dava dışı işçinin … nezdinde çalışmasının bulunmadığı, 1.10.1989-31.3.1991 tarihleri arasında … nezdinde çalışmasının bulunduğu” belirtilmişse de, davacı Belediye, dava dışı ….’in, kurumdan ihale ile iş alan bir işveren olmadığını, işçinin bu dönemdeki çalışmalarının … nezdinde geçtiğini ileri sürmüştür. Mahkemece bu konuda gerekli inceleme yapılmadan hüküm kurulmuş olması isabetsizdir. O halde mahkemece, dava dışı işçinin iş bu rücu davasına konu olan 1.10.1989-15.1.1992 tarihleri arasında hangi işverenler nezdinde çalışmış olduğu …. araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davalı …., davada bir vekille temsil edilmediği halde, lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olması da ayrıca usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 15/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.