Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2014/18572 E. 2015/7299 K. 04.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18572
KARAR NO : 2015/7299
KARAR TARİHİ : 04.05.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, davacının 02.04.1968 olan doğum tarihinin 15.05.1989, “…” olan isminin de “…” olarak düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde; 15.05.1989 tarihinde doğduğu halde nüfusa kaydedilmediğini, kendisinden önce doğup nüfusa kaydedilen ve küçük yaşta ölen, ablası …nin nüfus kaydını kullandığını, gerçekte isminin “…”, doğum tarihinin de 15.05.1989 olduğunu ileri sürerek doğum tarihinin 15.05.1989, adının da “…” olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen davacının, nüfusa kayıt edilmediği, kendisinden önce doğup nüfusa 02.04.1968 doğum tarihi ile 05.04.1968’de tescilinden sonra vefat ettiği halde sağ gözüken kardeşi …’nin kaydını kullandığı anlaşılmaktadır.
Doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne işlenmesi, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 15, 31 ve 33. maddelerine göre nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olup, nüfusa kayıt edilmeden kendisinden önce doğup ölen kardeşine ait nüfus kaydını kullanan kişinin nüfusa tescili dolayısıyla saklı nüfustan sicile yazılması da idari işlem niteliğindedir.
Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 35/1. maddesinde; Saklı nüfus olduklarını iddia edenlerin aile kütüklerine tescil için müracaat makamının illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar olduğu hükme bağlandığından doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne geçirilmesinin nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olduğu gözetilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi yerine kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.