YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18569
KARAR NO : 2014/6606
KARAR TARİHİ : 07.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik ve trafik güvenliğini tehlikeye sokmak, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, görevli memura mukavemet, görevli memura direnme, hakaret
HÜKÜM : 5237 sayılı Yasanın 268/1, 62/1 ve 53. maddelerine göre 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına 5237 sayılı Yasanın 204/1, 62/1 ve 53. maddelerine göre 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına 5237 sayılı Yasanın 265/1, 62/1 ve 53. maddelerine göre 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına 5237 sayılı Yasanın 125/3-a-4, 62/1 ve 53. maddelerine göre 2 yıl 2 ay 2 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına
Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçu için; beraat
I- Sanık hakkında “trafik güvenliğini tehlikeye sokmak” suçundan kurulan beraat ve “görevli memura direnme” suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik üst Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.11.2007 gün 167/222 sayılı kararında açıklandığı üzere üst Cumhuriyet savcısının mülhakat asliye ceza mahkemesi kararlarına yönelik temyiz süresi 5320 sayılı Yasanını 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 310/3. maddesi uyarınca bir ay olup, üst Cumhuriyet savcısının … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 06.05.2009 günlü kararına karşı yasal süreden sonra, 14.06.2009 havale tarihli temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik, görevli memura mukavemet, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak ve hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1)Hakaret suçu nedeniyle kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesi ile yapılan uygulamada, yıl ile belirlenen cezalarda artırımın yılın altında kalması halinde sonuç cezanın ayın yıla çevrilmesi suretiyle belirlenemeyceği gözetilmeden, hesap hatası da yapılarak sonuç cezanın 1 yıl 14 ay 7 gün tayin hapis cezası olarak belirlenmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi,
2) 5237 sayılı TCK’nun 53/3. maddesi gereğince 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden, fıkranın tamamını kapsar biçimde yazılı şekilde hükümler kurulması,
Yasaya aykırı ise de; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Yasanın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, resmi belgede sahtecilik, görevli memura mukavemet, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak ve hakaret suçlarından kurulan hüküm fıkralarındaki TCK’nun 53. maddesinin tatbikine ilişkin kısımlar çıkartılarak yerlerine “TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yeralan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilmeye, maddede yazılı diğer haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına,” ibaresi eklenmek ve hakaret suçu nedeniyle yapılan uygulamada, müteselsil suç nedeniyle TCK.nun 43/2. maddesi ile yapılan artırım sonucunda bulunan cezadaki “2 yıl 7 ay 10 gün” ibaresi çıkartılıp yerine “1 yıl 19 ay 15 gün”, aynı Yasanın 62/1. maddesi ile yapılan uygulamada “2 yıl 2 ay 2 gün” ibaresi çıkartılıp yerine “1 yıl 14 ay 7 gün” ibaresi yazılmak ve bu suçla ilgili sonuç cezanın 1 yıl 14 ay 7 gün hapis olarak belirlenmesi suretiyle, eleştiri dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-Sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla;
Sanığın, suç tarihinde sevk ve idaresindeki 34 PC 530 plakalı araç ile seyir halinde iken yol kenarında bulunan trafik levhasına çarptığı, kolluk görevlilerince aracın durdurularak akabinde göz altına alınması sonrasında alınan 13.07.2009 tarihli kati doktor raporuna göre 187 promil alkollü olduğunun tespit edilmesi karşısında, sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği, dolayısıyla atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği halde, yetersiz ve yasal olmayan gerekçe ile beraatine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 07.04.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.