YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/45248
KARAR NO : 2015/37335
KARAR TARİHİ : 21.12.2015
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, Davalının …i, no:222 … no:9-41-44 …adresinde kiracı olarak bulunduğunu ve kendisinin ise bu ana taşınmazın-iş hanının odabaşı olduğunu, davalı ile imzalanan üç ayrı işyeri kira sözleşmesinde aylık kira bedelinin % 10’u nispetinde odabaşı ücretinin kiracı tarafından ödeneceği kararlaştırılmasına ve Nisan 2009 ile Haziran 2011 döneminde üç ayrı bağımsız bölüm için ödenen kira bedeli 2.541,30 TL olmasına rağmen odabaşı ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle …İcra Müdürlüğü’nün …esas sayılı dosyasıyla yapılan icra takibine karşı davalının haksız yere itirazda bulunduğunu, takibin durduğunu ileri sürerek, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, alacaklarının % 40’ından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı inkâr tazminatı talebinde bulunmuş ise de mahkemece koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davacının bu konudaki talebinin reddine karar verilmiştir. İİK’nun 67/2. maddesi hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağın likit ve belli olması, yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Açıklanan yasal kuralların ışığında, takip konusu alacak değerlendirildiğinde davacı yararına icra-inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken, Mahkemece koşulları oluşmadığından bahisle bu kalem istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyip kararın düzeltilerek onanması HMUK’un 438/7. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine,(2) no’lu bent gereğince hükmün 2. Fıkrasının hükümden çıkartılarak yerine ikinci fıkra olarak “Kabulüne karar verilen asıl alacak miktarının % 40’ı üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine“ cümlesinin eklenmesine, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 425,97 TL. kalan harcın temyiz edenden alınmasına, peşin alınan 24,30 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.