YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/41628
KARAR NO : 2015/37233
KARAR TARİHİ : 21.12.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACI-KARŞI DAVALI : … vekili avukat …
DAVALI-KARŞI DAVACI : … vekili avukat …
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 16.11.2011 tarihinde pancar alımına ilişkin bir sözleşme yaptıklarını, bu sözleşmeye istinaden davalının kendisinden gübre parası, avans, mazot parası ve balya aldığını, sözleşmedeki taahhüdünü yerine getirmediği gibi aldığı para ve malzemelerin bedelinide ödemediğini beyanla ve ayrıca davalının sözleşmedeki ceza-i şart olarak belirlenen 5.000,00 TL tazminattan da sorumlu olduğunu belirterek neticede fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.769,73 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini ister.
Davalı, davacı tarafından açılan davanın reddini dilemiş, karşı davası ile de sözleşmenin davacı tarafından ihlal edildiğinden bahisle 5.000,00 TL tazminat ve kalan 1.024,46 TL pancar bedeli olmak üzere toplam 6.024,46 TL nin davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı karşı davalı …’ın davasının kısmen kabulü ile,1.480,00 TL gübre bedeli, 822,00 TL mazot bedeli, 2.210,00 TL saman balyası bedeli, 711,35 TL küspe bedeli olmak üzere toplam 5.223,35 TL’den davacı karşı davalının almış olduğu 1.024,46 TL avansın mahsubu ile bakiye 4.198,89 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı karşı davacıdan alınarak, davacı karşı davalı …’a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı karşı davalının cezai şart olarak talep ettiği 5.000,00 TL tazminat talebinin, koşulları oluşmadığı anlaşıldığından reddine, karar verilmiş,hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 297. maddenin 2. fıkrası ile “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek Mahkemece, kısa kararda “ …bakiye 4.198,89 TL nin davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalı …’ a verilmesine” yazıldığı halde , gerekçeli kararın hüküm kısmında “ bakiye 4.198,89 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalı …’ a verilmesine” şeklinde hüküm kurulduğu, kısa kararda faizden bahsedilmediği halde gerekçeli kararın hüküm kısmında faize hükmedildiği, böylece gerekçede tefhim edilen hükme aykırı hüküm kurularak kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesi gereğince hükmün bozulması gerekir.
2-Bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2. bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 21/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.