Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/25009 E. 2015/34709 K. 30.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/25009
KARAR NO : 2015/34709
KARAR TARİHİ : 30.11.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 30/11/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava; davalı firmaya ait işçinin işten çıkartılması nedeniyle taraflar aleyhine açılan işe iade ve tazminat davasında davacının kanun gereği işçiye ödediği tazminatın ihale sözleşmesi ilişkisine dayanılarak davalıdan tahsili istemine dayanmaktadır. Mahkemece iş mahkemesinin davalı hakkındaki husumetten reddi ve işçinin davalı firmadaki çalışması 6 aydan fazla olmadığı ve 4857 sayılı kanunun 18. madde şartları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık iş mahkemesinin davalı hakkındaki verdiği husumetten red kararının eldeki davanın reddini gerektirip gerektirmediği noktasındadır.
Somut olayda davanın konusu işverenler arasında yapılan hizmet alım ihalesinden kaynaklanan, rücuan tazminat davası iken dava dışı işçinin açtığı davanın hukuki niteliği ise, davalıları şirket ile Bakanlık olan iş sözleşmesinden kaynaklanan işe iade davasıdır. Davacı kanun gereği işçinin işe iadesinden değil ödenmeyen tazminatından sorumludur. İşçi ile kamu kurumu davacı arasında doğrudan sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle eldeki davada rücu ilişkisi taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine göre tartışılması gerekir. Nitekim taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 22. maddesinin “yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin 6. bölümünde belirlenmiş olup yüklenici bunlara aynen uymakla mükelleftir” hükmü gereği idarenin personelin işe alma çıkartma ceza uygulama gibi herhangi bir hak ve yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı tartışılmamıştır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde genel şartnamenin dosya içinde olmaması nedeniyle belirsizlik olduğu bildirilmiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Benzer konuda Dairemiz “Mahkemece, işçinin davacı ve davalıya karşı işe iade davası açması sonucu alt işveren olan davalı şirket için verilen husumetten red kararının Yargıtay denetiminden geçerek onanması nedeni ile iş bu davada davanın reddine karar verilmişse de taraflar arasında bir hizmet alım sözleşmesi ve sözleşmenin eki niteliğinde şartnameler imzalanmış, kanundan doğan müteselsil sorumluluk ilkesi çerçevesinde tarafların sorumlulukları belirlenmiştir. Öyleyse taraf delilleri toplanarak sözleşme ve şartnameler kapsamında taraf sorumlulukları irdelenmeli ve sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.” demiştir. (Yargıtay 13. HD 21.04.2014 gün 2014/6515 esas 2014/12765 karar)
Özetle; işbu rücuan tazminat davasında taraflar arasında düzenlenen ihale ve eki şartname ile sözleşme hükümlerine göre inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dava dışı işçinin açtığı işe iade davasında işçinin davalı şirkette çalıştırılmadığı, bakanlığın işçisi olduğu aralarındaki ilişkinin muvazaalı olması nedenine dayalı davalı şirket hakkında verilen husumetten red kararı bu dava için kesin hüküm olmadığı gibi güçlü delil de olamayacağı bu nedenle hükmün araştırmaya dayalı olarak bozulması gerekirken sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.