Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/15548 E. , 2021/1148 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/15548
Karar No : 2021/1148
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, değer artış kazancı elde ettiği halde beyan etmediğinden bahisle, takdir komisyonu kararı uyarınca re’sen tarh edilen 2009 yılı vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davalı idare ve takdir komisyonu tarafından, satılan taşınmaza ilişkin davacının katlandığı gerçek maliyetin ve buna bağlı olarak vergilendirilmesi gereken bir değer artışının varlığının ortaya konulması için karşıt inceleme de dahil 213 sayılı Kanunda yer alan araştırma ve delil toplama yetkilerine başvurulmadığı; takdir komisyonunca, taşınmazın maliyetinin tapuda beyan edilen harç matrahına atıfla hesaplandığı, ancak bu tutarın ticari ve ikitsadi hayatın icaplarına uymayacak kadar düşük olduğu, ayrıca davacının daireyi edinmek için 2007 yılında HSBC bankasından 70.000-TL banka kredisi kullandığı, satıcı …’e banka masrafları düşüldükten sonra 66.850-TL ödeme yaptığı bu durumda, davacı hakkındaki vergi incelemesi, Vergi Usul Kanununda belirtilen “ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamak” amacına uygun yapılmadığı, eksik incelemeye dayalı biçimde tarh edilen dava konusu vergi ve cezada yasaya uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 22/02/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddiası halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu, 30. maddesinde, re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanunî ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması olduğu, 134. maddesinde de, vergi incelenmesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu hükme bağlanmıştır.
Diğer yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80/6. maddesinde “İktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70 inci maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tâbi çiftçilerin ziraî istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar” değer artış kazançları arasında sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının, Ankara, Keçiören, … Mah.,… ada … parselde bulunan 1 adet bağımsız bölümü, 1 nolu tapu bilgi formu bilgilerine göre; 20/08/2007 tarihinde 7.000-TL bedelle satın almış ve 12/08/2009 tarihinde 30.000-TL bedelle …’e satmış göründüğü halde davacı nezdinde düzenlenen 12/12/2013 tarhli tutanakta; dairenin 90.000,00 TL bedelle satıldığı ve alıcı …’in 70.000-TL banka kredisi kullandığının tespit edildiği elde ettiği değer artışı kazancını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle, takdir komisyonu kararı ile belirlenen matrah üzerinden dava konusu tarhiyatın yapıldığı; işlem evrakına ve takdir komisyonuna göre, satılan taşınmazın maliyetinin 7.000-TL bedel üzerinden endeksleme yapılarak 7.977,66-TL kabul edildiği, 90.000-TL satış bedelinden; (7.977,66-TL maliyet istisna tutarı bedeli+1.455,00-TL tapu harcı ) düşülerek bulunan 72.967,34-TL tutarın dava konusu cezalı gelir vergisi matrahına esas alındığı anlaşılmaktadır.
Olayda, her ne kadar vergi idaresince eksik incelemeye dayalı olarak tarhiyat yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, davacının iktisap bedeline ilişkin olarak dosyada sunmuş olduğu belgede belirttiği tutar üzerinden değer artış kazancı elde edilip edilmediğinin irdelenmesi suretiyle ve buna göre tarhiyatın tadil edilmesi karar verilmesi gerekirken belirtilen gerekçeyle verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle daire kararına katılmıyoruz.