YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/40999
KARAR NO : 2015/37113
KARAR TARİHİ : 17.12.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketten ihale ile hizmet satın aldığını, davalı şirketin çalıştırmış olduğu işçinin iş akdinin feshedilmesi üzerine iş mahkemesinde açmış olduğu davada, dava konusu işçilik alacaklarının üst işveren sıfatıyla idareden, alt işveren sıfatıyla da davalı şirketlerden müteselsilen tahsiline karar verildiğini, başlatılan takip üzerine ödeme yapmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek, dava dışı işçiye yapılan ödemenin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek gecikme faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, usulüne uygun olarak yapılan tebliğe rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 4.619,23 TL alacağın ödeme tarihi olan 10.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda da taraflar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi mevcut olup dava, asıl işveren davacı idarenin, davalı şirketler tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen hizmet sözleşmesinin 23. maddesinde, Genel Şartname ve ilgili yasal düzenlemelere göre yüklenicinin sorumlu olduğu belirtilmiştir. Hizmet sözleşmesinin eki olan Genel Şartnamenin 6. bölümünün 38. maddesinde “…yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur…” hükmü mevcuttur. Dava konusu işçilik alacakları nedeniyle yüklenicinin doğrudan sorumlu olduğuna ilişkin açık bir düzenleme bulunduğundan, dava dışı işçiye yapılan ödeme nedeniyle davalıların tamamından müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarının kabulü gerekir. O halde mahkemece davacı idarenin asıl işveren olarak ödemiş olduğu miktarın tamamının davalılardan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilerek hüküm kurulması gerekirken, açıklanan husus göz ardı edilerek, davalıların işçilik alacaklarının yarı oranında sorumlu tutulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 17/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.