Yargıtay Kararı 18. Ceza Dairesi 2015/5549 E. 2015/6241 K. 30.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5549
KARAR NO : 2015/6241
KARAR TARİHİ : 30.09.2015

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Beraat

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
Eyleme ve yükletilen suça yönelik katılan … vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 30/09/2015 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Ceza Muhakemesinin temel ilkelerinden biri doğrudan doğruyalık ve sözlülük ilkesidir. Kararı verecek olan yargıcın sanık, tanık ve tüm delillerle yüzyüze gelmesi, vasıtasız bir şekilde temas etmesi gerekir. Muhakeme süjelerine bu belge ve delilleri duruşmada okuyarak, delillerin tartışılmasını sağlamak suretiyle muhakemenin sözlülük ilkesi gereğinin yerine getirilmesi AİHS 6. maddesinde de düzenlenen adil yargılama hakkının gereklerindendir.

Ceza Muhakemeleri Kanunu kapsamında benimsenen doğrudan doğruyalık temel ilke olmakla birlikte bazı durumlarda talimatla dinleme veya eski ifadelerin bulunduğu tutanakların okunması ile yetinilmesinin yeterli olduğu istisnai haller de kabul edilmiştir. CMK’nın 211. maddesi uyarınca, tanığın bulunduğu yer öğrenilemezse dinlenmesi yerine daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu belgeler okunabilir. Ancak, CMK.’nın 210/1. maddesi uyarınca olayın delili bir tanığın açıklanmasından ibaret ise bu tanık mutlaka duruşmada dinlenir daha önce yapılan dinleme sonucu düzenlenen tutanağın okunması dinleme yerine geçmez denilerek doğrudan doğruyalık ilkesine bu durumda istisna tanınmamıştır.
CMK’nın 217. Madde gereğince hakim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurda tartışılmış delillere dayandırılabilir.
Somut olayda mağdur …, sanığın kendisine yüze karşı hakaret ettiğini tüm aşamalarda istikrarlı bir şekilde beyan etmiştir. Mağdur … aynı zamanda olayın tanığıdır. Mağdurun olay anında yanında bulunan arkadaşı…’ın kollukta bilgisine başvurulmuştur. Ancak tüm aramalara rağmen bulunamadığı için mahkemece dinlenmesinden vazgeçilerek hüküm kurulmuş, sanığın hakaret suçundan beraatine karar verilmiştir.
Mahkeme beraat kararı verirken gerekçeli kararda açık bir şekilde kollukta dinlenen …’ın beyanını hükme esas alarak beraat kararı vermiştir.
Mağdur …’nın beyanı da delil niteliğinde olduğundan tek delil …’ın beyanı değildir. Bu durumda somut olayda CMK’nın 211. maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Mahkemece…’ın kolluktaki beyanı okunarak mağdur, müdahil, sanık ve vekillerine okunan ifadeye karşı diyecekleri sorulduktan sonra ancak hükme esas alınabilirdi. Mahkemece …’ın CMK’nın 211. maddeye aykırı olarak duruşmada okunmayan beyanının hükme esas alınması aynı zamanda CMK’nın 217. maddede düzenlenen kararın ancak duruşmada okunan ve tartışılan delillere dayandırılabileceği kuralına da aykırıdır.
Bu hukuka aykırılığın hükmü etkileyecek nitelikte olduğu kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararın onanması yönündeki kararına muhalifim.