YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3985
KARAR NO : 2015/9979
KARAR TARİHİ : 30.03.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan konut kredisi kullandığını, bu işlem sırasında kendisinden dosya masrafı, komisyon ve yapılandırma ücreti adı altında haksız kesinti yapıldığını ileri sürerek, ayrı ayrı 2.295,75 TL ve 2.550,00 TL’nin, dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile 2.295,75 TL ve 2.550,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, konut kredisi nedeniyle haksız kesinti iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381, 388 ve 389 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388.maddesinin son fıkrası ile “Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda alacağın “yasal faiz”i ile birlikte tahsiline hükmedilmişken; gerekçeli kararda ise, alacağın “avans faiz”i ile birlikte tahsiline karar verilmiş olması, az yukarıda açıklanan düzenlemelere açıkça aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazları bu aşamada incelenmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2.) bentte açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 30.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.