YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/18243
KARAR NO : 2015/2858
KARAR TARİHİ : 23.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suç tarihinde sanığın kendisini … olarak tanıtmak suretiyle içecek bayiliği yapan katılandan işyeri açacağını söyleyerek kola ve bira siparişi verdiği, katılanın siparişleri çalışanları vasıtasıyla gönderdiği ve siparişlerin araçtan indirildiği, sanığın paranın babasında olduğunu söyleyerek tanık olarak beyanları alınan çalışanlar … ve …’ı babasının bulunduğunu söylediği yere götürdüğü, sonrasında telefonla konuşarak babasını karşılayacağını söyleyerek tanıkların yanından ayrılıp içeceklerin bulunduğu yere gittiği, içecekleri başka bir araca yükleyerek götürdüğü; katılanın beyanı, tanık anlatımları, kolluk tutanağı ve diğer delillerden anlaşıldığından dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 600 gün olarak tayin edilmesi,
2-Hapis cezası ertelenen sanığın, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezasının “kısmen veya tamamen” infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin ihtarı yerine, ertelenen cezanın “tamamen yerine getirilmesine”karar verileceğinin belirtilmesi suretiyle TCK’nın 51/7. maddesine aykırı davranılması,
3-Hükmolunan adli para cezasının, 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile hükümden önce 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulunun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “600 GÜN”, “500 GÜN” ve “10.000 TL” ibarelerinin çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 GÜN”, “4 GÜN” ve “80 TL” ibarelerinin eklenmesi, hükmün TCK’nın 51/7. maddesine ilişkin kısmında yer alan “tamamen” kelimesinin çıkartılarak yerine “kısmen veya tamamen” kelimelerinin eklenmesi ve adli para cezasına ilişkin “YTL” ibaresinin çıkartılarak yerine “TL” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.