Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/12554 E. 2014/3889 K. 13.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12554
KARAR NO : 2014/3889
KARAR TARİHİ : 13.02.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tebligat işlemlerinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Tebligat Kanunu’nun 10.maddesine göre tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.
Tebligat Kanunu’nun 35.maddesinde kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılan kimseye, adresini değiştirdiği takdirde yeni adresini hemen tebliğ yaptıran kaza merciine bildirme yükümlülüğü getirilmiş, bundan sonraki tebliğlerin bildirilen yeni adrese yapılacağı öngörülmüştür.
Tebligat Kanunu’nun 35/2. ve Tüzüğün 55.maddelerine göre tebliğin usulüne uygun olarak yapılabilmesi için daha önce aynı adrese kanunun gösterdiği usullere göre bir tebligat yapılmış olması gerekmektedir. Aksi halde 35.maddeye göre tebligat yapılması mümkün değildir.
Somut olayda sanık …’ın yokluğunda verilen karar, sanığın kovuşturma sırasında bildirdiği son adresi olan “….” adresine gönderilmiş, ancak tanınmadığı belirtilerek tebligat belgesinin merciine iade edilmesi üzerine aynı adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre 14.01.2011 tarihinde tebligat yapılmıştır. Bu adreste daha önce yapılmış bir tebligat bulunmadığından, yukarıda açıklanan esaslara uygun bir şekilde yapılmadığı anlaşılan tebligat işlemleri geçersiz olup sanığın öğrenme üzerine 28.11.2011 tarihinde yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek ve sanığın cezaevinden yaptığı 05.03.2012 tarihli başvurusunda temyiz harcını yatıracak parası olmadığını belirtmesi karşısında;
14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13. maddesi uyarınca Yargıtay Ceza Dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 40 lira harç alınması hükme bağlanmış ve anılan yasa maddesi Anayasa Mahkemesinin 20.10.2011 tarih ve 2011/54-142 sayılı kararı ile iptal edilerek, iptal hükmünün kararın resmi gazetede yayımlandığı 28.12.2011 tarihinden başlayarak altı ay sonra (29.06.2012) tarihinde yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün gerekçesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında değerlendirdiği, mahkemeye erişim hakkının
engellenmemesi bağlamında belirlediği kriterlerden birisi olan, “ödeme gücü olmayanlar bakımından etkili adli yardım sisteminin olması” koşulunun ülkemizde yeterince bulunmamasına dayandırdığı gözetildiğinde, anılan hususun Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girmesi beklenmeksizin temel haklarla ilgili Uluslararası Sözleşmeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları dikkate alınarak iç hukukta uygulanması gerektiği gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 53/1-a-b-c-d-e maddesi uyarınca hükmolunan güvenlik tedbirlerinin mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, aynı yasanın 53/1-c maddesi uyarınca hükmolunan kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin ise koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- 5237 sayılı TCY.nın 58. maddesi uyarınca sanık hakkında tayin olunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken, infaza yönelik olduğundan kazanılmış hakka konu olmayan 5275 sayılı Yasanın 108/4. maddesi uyarınca infazdan sonra uygulanmak üzere denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 Sayılı CYUY.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Yasanın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasında TCY.nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün sonuna “cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ve “TCK.nun 53/1. maddesi ile ilgili bölümün” hükümden çıkarılarak yerine, “sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 53/1-a-b-c-d-e maddesi uyarınca hükmolunan güvenlik tedbirlerinin mahkum oldukları hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, aynı yasanın 53/1-c maddesi uyarınca hükmolunan kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin ise koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanmasına karar verilmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.