Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/8270 E. 2016/5269 K. 06.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8270
KARAR NO : 2016/5269
KARAR TARİHİ : 06.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı dilekçesi ile; davacının ikamet ettiği adrese ait elektrik borcunu ödeyemeyince davalı … idaresinin gelip elektrik saatini söktüğünü, bunun üzerine davacının yeni bir elektrik saati satın alarak hemen yerine taktırdığını, 550 TL olan elektrik borcunu da denkleştirip, elektrik idaresine bir dilekçe yazarak, borcunun tahsili ile yeni takmış olduğu elektrik saatinin mühürlenmesi talebinde bulunduğunu, buna rağmen hakkında pek çok kaçak cezası yazıldığını ancak ceza mahkemesinde yapılan yargılamalar sonucu kaçak kullanımının olmadığının tespit edildiğini ileri sürerek hakkında kesilen cezaların iptali ile esas sarfiyat bedelinin tespit edilmesini talep etmiş, davacı vekili duruşmadaki beyanı ile müvekkili hakkında başlatılan icra takipleri nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili özetle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; alınan 27.05.2014 günlü rapor ile dosya mahkemeye gelmeden alınan 01.02.2013 günlü ek rapor karşılaştırıldığında olayın haksız fiil olması nedeni ile gerçek zarar üzerinden yapılan hesap yöntemi itibariyle 01.03.2013 tarihli raporun davacı iddialarına da itibarla daha gerçeğe uygun ve olması gereken tarzda olduğu zira 27.05.2014 günlü rapordaki hesaplarda toplama dahil edilen.. Fon payı,… Bedeli Enerji fonu, Belediye tüketim vergisi dağıtım bedeli, iletim bedeli gibi adlar altındaki ilavelerin tüketicinin içeriğini ve ne olduğu anlaması mümkün olmayan ve sonuçta gerçek zarar olarak nitelendirilemeyeceği kanaati hasıl olan meblağlar olduğu, bu nedenle 01.03.2013 tarihli ek rapor doğrultusunda davacının kısmen kabulü ile 7.419,78TL alacak yönüyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Somut olayda; davacı hakkında düzenlenen 05.07.2008 tarihli tutanak ile davacının sayaç bağlanmadan sayaç kutusundan direk bağlamak suretiyle elektrik kullandığının, 07.11.2008 – 22.04.2009 – 31.07.2009 – 23.08.2009 – 11.09.2009 – 16.10.2009 tarihli tutanaklar ile de idareye kayıtsız ve mühürsüz sayaç ile elektrik kullandığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre; tutanak tarihinde yürürlükte olan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin 13.maddesi anlamında davacının fiilinin kaçak elektrik kullanmak olduğu açıktır. Uyuşmazlık, davacının kaçak kullanımı nedeniyle sorumlu olduğu miktarın tespiti noktasında toplanmaktadır.
Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek üzere; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından, 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından uygulanacak “Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Kullanılması Durumunda Yapılacak İşlemlere İlişkin Usul ve Esaslar” hakkında 622 sayılı karar alınmıştır. İş bu Kararda kaçak elektrik enerjisi kullanımının tespit süreci, kaçak elektrik enerjisi kullandığı tespit edilen tüketiciye yapılacak kaçak tahakkukunda esas alınacak süreler, kaçak elektrik enerjisi kullandığı tespit edilen kullanım yerinde tüketilen elektrik enerjisi miktarının tespiti ile tahakkukun nasıl yapılacağı belirlenmiştir.
HMK 266.maddesine göre; ”Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.”
Kural olarak, bilirkişi raporları arasında çelişki varsa hakim çelişkiyi gidermeden karar veremez. (HMK 266. md. vd.)
Ancak; somut olayda, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporları arasında açık çelişki bulunmakla birlikte mahkemece; çelişki giderilmemiş, aksine hesap yöntemi itibariyle 01.03.2013 tarihli raporun davacı iddialarına daha uygun olduğu gerekçesiyle bu rapor hükme esas alınmıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş; anılan yönetmeliğin uygulanması konusunda uzman olan üç kişilik bilirkişi heyetine dosyanın yeniden tevdii ile EPDK’nın 622 sayılı kurul kararı çerçevesinde davacının sorumlu olduğu miktarın tespiti sağlamak, bunu yaparken de HGK’nun 21/05/2014 günlü ve 2013/7-2454 Esas, 2014/679 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere kayıp-kaçak bedeli, dağıtım bedeli, sayaç okuma bedeli, perakende satış hizmeti bedeli ve iletim bedelinden oluşan beş kalem bedelin elektrik abonelerinden tahsil edilemeyeceğini göz önünde bulundurmak ve hasıl olacak sonuca göre bir karar vermektir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.