Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2015/35240 E. 2016/5437 K. 02.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/35240
KARAR NO : 2016/5437
KARAR TARİHİ : 02.03.2016

Dairemizin 11/11/2015 gün ve 2015/30300 Esas, 2015/31945 Karar sayılı bozma kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 21.12.2015 tarih 2015/308872 sayılı itiraznamesi ile, Kasten yaralama ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumun 86/2 (iki kez), 86/1, 86/3-e (üç kez), 2 (üç kez) maddeleri uyarınca iki kez 2.700 TL adli para cezası, 1 yıl 2 ay hapis cezaları ile ayrı ayrı cezalandırılmasına, sanıklar … ve …’un TCK’nun 86/2, 29, 116/4 ve 119/1 -c maddeleri uyarınca 1.800 TL adli para cezası ve 2 yıl hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmasına, sanık …’in 5237 sayılı TCK’nun 86/2, 29, 31/3, 116/4, 119/1-e maddeleri uyarınca 1.200 TL adli para cezası, ve 2 yıl hapis cezaları ile ayn ayrı cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca sanıklar hakkındaki hükümlerin ayrı ayrı geri bırakılmasına, sanık … yönünden 3 yıl, diğer sanıkların ise ayrı ayrı 5’er yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmalanna dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 14/11/2008 tarih ve 2007/198 Esas, 2008/662 Karar sayılı kararının kesinleşmesine müteakip, sanıkların denetim süresi içinde yeni suç işlemedikleri gerekçesiyle sanıklar hakkındaki davanın düşürülmesine ilişkin aynı mahkemenin 10/05/2013 tarih ve 2007/198 Esas, 2008/662 Karar sayılı Ek kararı temyiz incelemesinde geçmeksizin kesinleşmiştir.
Bu karara karşı Adalet Bakanlığının 01/09/2015 gün ve 2015/17919/57690 sayılı; kanun yararına bozma istemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/09/2015 tarih ve 2015/308872 sayılı ihbarnamesi ile dairemize sunulmuştur.
Dairemizin 11/11/2015 gün ve 2015/30300 Esas, 2015/31945 Karar sayılı ilamıyla özetle, sanık … yönünden kanun yararına bozma talebinin reddine sanıklar …, … ve … haklarında kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, yerel mahkeme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulmasına, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca bu karara karşı; Deneme süresi kasten bir suç işlemediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/10. maddesi uyarınca, açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak, davanın düşürülmesine dair kararın, kanun yararına bozulması halinde, Özel Dairece, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4. Fıkrasının (c) bendi mi yoksa (a) bendi uyarınca mı işlem yapılacağının belirlenmesine ilişkindir.
Deneme süresi içinde kasıtlı bir suç işlemediğinden bahisle açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmü ortadan kaldırılarak, kamu davasının düşürülmesine dair karar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinde sayılan hükümlerden olup, davanın esasını da çözen bir karar niteliğinde olduğundan, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi kapsamında kalan bir karar değildir. Mahkumiyet hükmü de olmadığından CMK’nun 309. maddenin 4. fıkrasının (b) ve (d) bentleri kapsamında da kalmamaktadır. Bu nedenle Yargıtay’ın, yasa gereği düşme kararlarının, aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 gün ve 2010/2-6 esas-karar sayılı, “03.06.1936 gün ve 129-11 sayılı İçtihadı birleştirme Kararında da belirtildiği üzere düşme kararı mahkumiyet dışında davanın esasını çözen nitelikte bir karar olduğundan, yasa yararına bozma istemi üzerine Özel Dairece 5271 sayılı CYY’nın 309. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmayacak ve yeniden yargılama yapılmayacak şekilde yasa yararına bozma kararı verilmesi yerine, hükmün anılan Yasanın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca bozulmasına ve müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına karar verilmesi isabetsiz olup” şeklindeki kararında da düşme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere bozulmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Özel Dairenin, hükmü kanun yararına bozması isabetlidir. Ancak, Yüksek Dairenin, yerel mahkeme hükmünün, ‘düşme kararının, 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinde sayılan ve davayı da esastan çözen mahkumiyet dışında bir karar olduğundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi gereğince aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere bozulmasına karar verilmesi yerine, hükmün, aynı Kanun’un 309/4. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu değerlendirmesiyle dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2) Dairemizin 11/11/2015 gün ve 2015/30300 Esas, 2015/31945 Karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3) Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; … Asliye Ceza Mahkemesinin 10/05/2013 tarih ve 2007/198 Esas, 2008/662 sayılı Ek kararının sanıklar …, … ve … yönünden 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesinin (c) bendi gereğince “aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere” kanun yararına BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 02.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.