Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/16136 E. 2016/5743 K. 29.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16136
KARAR NO : 2016/5743
KARAR TARİHİ : 29.03.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Artık Değere Katılma Alacağı

… ile … aralarındaki artık değere katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için … Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat … geldi. Karşı taraftan davalı vekili Avukat … geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili, tarafların 1990 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde sahip olunan şirket üzerinde davalının % 62 oranında pay sahibi olduğunu, şirketin çok sayıda mal varlığı bulunduğunu belirterek edinilmiş mallara katılma rejimi hükümleri uyarınca mal rejiminin tasfiyesi ile tespit edilecek tasfiye alacağının davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, mal varlığının edinilmesine davacının hiç bir katkısı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 6.287,23 TL. katılma alacağının davalıdan alınmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. M). İddianın ileri sürülüş şekline göre, dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dâhil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
.//..

Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m).Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 16.06.1990 tarihinde evlenmiş, 28.05.2003 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son).
Mahkemece, dava konusu şirketin 02.06.2000 ile 18.05.2004 tarihlerindeki sermaye artırımı nedeniyle davalı eşin pay değişimi (1240/2000-668/1120) dikkate alınarak 572 payın edinilmiş mal olduğu gerekçesiyle pay değeri üzerinden yazılı şekilde katılma alacağı tespit edilmiş ise de açıkça görüleceği üzere paydaların farklı olması nedeniyle edinilmiş payın 572 olarak belirlenmesi maddi hata olduğu gibi yukarıda açıklanan tarihler arasında sermaye artırımı yapılıp yapılmadığı artırılmışsa hangi mal grubundan karşılandığı karın sermaye artırımında ya da yatırımda kullanılıp kullanılmadığı gereği gibi araştırılmamış, 01.01.2002 tarihinden mal rejiminin sona erdiği 28.05.2003 tarihine kadar şirket bilançoları incelenerek davacının tasfiye alacağı usulüne uygun olarak belirlenmemiştir.
O halde; mahkemece,01.01.2002 tarihinden mal rejiminin sona erdiği 28.05.2003 tarihe kadar sermaye artırımı yapılıp yapılmadığı araştırılarak, davalının şirket üzerindeki payı ile edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde sahip olunan pay miktarının usulüne uygun olarak belirlenmesi, şirketin bilançoları getirtilerek 2 mali müşavir ve bir hesap bilirkişisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığı ile dönem içerisinde elde edilen karın sermayeye eklenip eklenmediği tespit edilerek davacının kazanılmış hakları da göz önünde tutularak tasfiye alacağının usulüne uygun olarak belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Temyiz edinilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.350,00 TL. Avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekil marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 29.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.