YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8492
KARAR NO : 2016/5399
KARAR TARİHİ : 07.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki kusursuz sorumluluğa dayalı tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; inşaat mühendisi olan müvekkilinin, inşaat işlerinde kullandığı ve annesi Gülsüm Çevik’e ait taşınmaz üzerinde bulundurduğu inşaat malzemeleri ile çeşitli ebatlarda kullanılmış 3-4 mt, 2-2,5 mt çapında kavak dikmelerinin 15/03/2013 tarihinde yanarak müvekkilinin maddi zarar gördüğünü, yangının çıkış nedeninin davalı … şirketinin elektrik iletim tellerinin rüzgar sebebiyle oluşan temaslarından çıkan kıvılcım ve şase sebebiyle taşınmazdaki otları yakarak oluştuğunun, yangın raporu, muhtarlık tutanağı ve tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, davalının kusuru neticesinde meydana gelen yangın sonucunda müvekkilinin inşaatlarda kullandığı çeşitli ebatlardaki kullanılmış kerestelerin maddi hasara uğradığını, davalının zarardan sorumlu olduğunu, müvekkiline ait maddi zararın İskenderun 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/14 D.İş sayılı tespit dosyasından 40.800,00 TL olarak tespit edildiğini beyanla maddi zararın tazmini için belirsiz alacak davası açtıklarını, davanın kabulü ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL (ıslah ile 40.800 TL) maddi tazminatın zarar tarihi olan 15/03/2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne, dava konusu 40.800 TL alacaktan 10.000-TL alacağın olay tarihi olan 15/03/2013 tarihinden itibaren, 30.800 TL alacağın ıslah tarihi olan 25/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; sözkonusu karar davalı vekilince temyiz edilmiştir .
Uyuşmazlık davacıya ait inşaat malzemelerin bulunduğu taşınmazda ağaç elektrik direğindeki alüminyum iletkenlerin birbirine temas etmesi sonucu oluşan ve yere düşen kıvılcımlar sonucu yayılan yangından doğan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Haksız fiil sebebiyle tazminat talebinde bulunan kişi meydana gelen zararı ve faili ispat ile yükümlüdür. Davacı tarafından yapılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporuna davalı vekili itiraz etmiştir.
Bu durumda mahkemece; davalı itirazları ile yangının çıkış noktasını, malzemelerin yangının çıkış noktasına uzaklığı ve malzemelerin depolama koşulları saptanarak kusur değerlendirmesi yapılması gerekirken bu konuda bir değerlendirme ve izah içermeyen bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
HMK’nın 266 ve devamı maddeleri uyarınca hakim; çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakim, kendisinin sahip olmadığı özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurur. Bu nedenle, bilirkişinin kendisinden sorulan husus hakkında, özel ve teknik bir bilgiye sahip olması, başka bir deyişle o konuda uzmanlaşmış olması gerekir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu, bu davada uyuşmazlığı çözecek nitelikte, somut ve bilimsel veriler içermemekte, Yargıtay denetimine de elverişli bulunmamaktadır. Oysa, bilirkişi raporu hazırlanırken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle dosyanın önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna tevdi edilerek, yangının çıkış noktasını, malzemelerin yangının çıkış noktasına uzaklığını ve malzemelerin depolama koşullarını saptayarak kusur değerlendirmesi yapılarak, somut verilere dayalı, gerekçeli ve denetime uygun bilirkişi raporu alınarak, toplanan tüm deliller birlikte, hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.