YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9535
KARAR NO : 2016/5423
KARAR TARİHİ : 07.04.2016
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen hakem kararının iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dilekçesinde; davacı şirketler ile davalı şirket arasında bir adi ortaklığın kurulduğunu, ortaklık sözleşmesinin 16. maddesi ile çıkabilecek ihtilafların taraflarca atanacak birer hakem ile bu hakemlerin seçeceği baş hakemden oluşacak hakem heyeti tarafından çözümlenmesi ilkesinin benimsendiğini, davalı şirketin başlattığı tahkim süreci içerisinde taraflarca hakem olarak atanan kişilerin bildirildiğini, ancak bildirilen hakemlerde uzlaşılamadığını, bu nedenle davalı şirketçe hakemlerin atanması için …38. Asliye Ticaret Mahkemesine başvuru yapıldığını, anılan mahkemece üç kişilik hakem heyetinin resen belirlendiğini, ancak mahkemenin hakem tayinine ilişkin kararı ile müvekkili şirketin hakem seçme hakkının elinden alındığını, öte yandan taraflar arasındaki ihtilafın sulh ile çözümlenmesine ve sulh olunan tutarın 1.957.500 TL olmasına rağmen hakem heyetinin ortaklığın tasfiyesine ilişkin hisse devir bedelini de sulh olunan tutara dahil ederek toplam bedel üzerinden hakem heyeti ücretini takdir etmesinin de hukuka uygun olmadığını, ayrıca davacılardan… ile davalı şirket arasında herhangi bir ihtilafın olmamasına rağmen hakem ücretinden sorumlu tutulmasınında doğru olmadığını ileri sürerek; hakem kurulu kararının 6100 sayılı HMK’nın 439. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; …38. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen hakem heyetinin tayininine ilişkin kararın kesin olduğunu, bu konuya ilişkin olarak davacı tarafça ..ı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğüne yapılan kanun yararına bozma talebinin de kabul edilmediğini, ayrıca davacı tarafın hakem heyeti kararının iptalini talep etmesinde hukuki yararının bulunmadığını, zira kararın hakem ücretlerine ilişkin bölümünün …16. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava sonucunda verilen 23.08.2012 günlü ve 2012/482 E. 321 K. sayılı ilam ile kısmen iptal edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; tarafların hakemlerini tayin etmekte yetersiz kaldıkları, bu nedenle başvurulan mahkemece taraflar arasındaki ihtilafın konusu ve ortaklık sözleşmesindeki şartlar gözetilerek hakem heyetinin seçilmesinde bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, öte yandan hakem heyeti ve sekreterinin ücretinin kısmen iptali için …16. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2012/482 E. Sayılı dava dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmemiş olduğu, bu nedenle aynı konuya ilişkin olarak benzeri veya farklı hüküm kurulmasının mümkün olmadığı, esas itibariyle davacı tarafın bu talebi konusunda hukuki yararının bulunmadığı, ayrıca davacılardan… nin uyuşmazlığın tarafı olmadığı yönündeki iddianın da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmış olduğundan artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın, ikinci kez açılması hâlinde, davacının bu ikinci davayı açmasının hukukî olmadığı gerekçesi ile derdestlik dava şartı kabul edilerek HMK’nın 114. Maddesinin (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” düzenlemesine yer verilmiştir.
Buna göre, derdest bir davanın ilk koşulu, tarafları, konusu ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olması, ikinci koşulu ise daha önce açılmış bulunan davanın halen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması halinde derdest bir davanın varlığı kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirket tarafından davacı şirketler aleyhine …16. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2012/482 E. Sayılı davada, hakem heyetinin 2 nolu Toplantı tutanağı ile hakem ücretlerini sözleşmede belirtilen oran üzerinden toplam 680.824,70 TL, hakem sekreteri ücretini ise 50.000 TL olarak belirlemiş olmasına rağmen, hakem heyetince sonradan sunulan sulh sözleşmesindeki bedeller üzerinden hakem heyetince yeniden hakem heyeti ve sekreterinin ücretinin belirlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu iddiası ile hakem heyeti kararının ücret yönünden kısmen iptalinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Temyize konu edilen davada ise, dava sebebi ve konusu farklıdır. Diğer bir anlatımla derdest bir davanın bulunmadığı açıktır. Mahkemece; davanın derdestlik nedeniyle de reddine karar verilmesi doğru değildir.
Ne var ki, davacı taraf, sunmuş olduğu delillerle hakem heyeti kararının iptali yönündeki iddiasını, ispat edememiştir.
Bu nedenle, mahkemece; davanın, gerekçede bildirilen diğer nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu derdestlik gerekçesiyle de davanın reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de; sonucu itibariyle doğru bulunan hükmün gerekçesinin açıklandığı şekliyle değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, 4.00 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 07.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.