YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17606
KARAR NO : 2016/11461
KARAR TARİHİ : 08.06.2016
TARİHİ : 15/07/2014
NUMARASI : 2013/164-2014/369
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK’nun 1007. maddesi uyarınca tazmini istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davacı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK’nun 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin olup, Hukuk İş Bölümü inceleme kurulunun 02/07/2015 gün ve 2015/2866-2754 sayılı kararı ile temyiz itirazlarının incelenmesi için dairemiz görevlendirilmekle yapılan incelemede;
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; Dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde 1949 yılında orman tahdit komisyonu tarafından tahdit yapılıp, sınırları kesinleştirilerek devlet ormanı adı altında 1952’de tapuya tescil edildiği, daha sonra bu orman alanı içinde bir kısım yerlerin 6831 sayılı yasa 2/B çalışmaları yapılarak hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 81 adet parselin 2/B kararlarının iptali için Hazine O.. M.. aleyhine dava açtığı, mahkeme kararı ile orman sınırları dışına çıkarılma kararlarının iptal edilidiği ve kesinleştiği, 1990 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda dava konusu taşınmazın tapulama tutanağında taşınmazın bir kısmının orman tahdit sınırları içinde kaldığı belirtildiği halde, itirazlı olduğundan tutanağın kesinleşmediği, 12/05/1992 tarihinde hükmen taşınmazın Hilmi Karadeniz adına tescil edildiği, davacınında taşınmazı bu kişiden 09/09/2002’de satın aldığı, satın aldığından taşınmaz üzerinde orman vasfında olduğuna dair kısıtlayıcı herhangi bir şerhin bulunmadığı, 2005 yılında taşınmazın bir kısmının orman tahdit sınırları içinde kaldığına dair şerh konulduğu, dava konusu taşınmazın eylemli orman alanı içersinde kalan 2699,38 m²’lik kısmının tapuda davacı adına kayıtlı olmakla beraber hukuki değerini yitirdiği anlaşılmıştır.
4721 sayılı TMK’nun sorumluluk kenar başlığını taşıyan 1007. maddesinde “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder” hükmü yer almakta olup, burada Devletin sorumluğu kusursuz sorumluluktur. Kusursuz sorumluluk tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür. Sicil tutma işleminden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Borçlar Kanununu haksız fiile ilişkin kurallarının da uygulanacağı kuşkusuzdur. Davacının istemi 4721 sayılı TMK’nun 1007. maddesinden kaynaklanan zarar olduğuna göre; mahkemece, işin esasına girilip taşınmazın niteliği ve zararın kapsamı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 08/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.