YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2239
KARAR NO : 2016/5428
KARAR TARİHİ : 02.03.2016
Kasten yaralama suçundan sanık …’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumun 86/1 ve 86/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 05/05/2015 tarihli ve 2014/465 esas, 2015/321 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 04.01.2016 tarih ve 2015/62 – 145 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.01.2016 tarih ve 2016/7175 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1) … Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Ana Bilim Dalı Başkanlığının 01/11/2010 tarihli ve 2010/263 sayılı raporu ile … Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 03/04/2015 tarihli ve 2015/092 sayılı raporunda, müşteki …’nun yaralanmasının yüzde sabit ize neden olmadığı ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunun belirtilmesi karşısında, sanık hakkında hükmolunan temel cezanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. maddesi uyarınca belirlenmesi gerekirken aynı Kanun’un 86/1. maddesi gereğince belirlenerek sanık hakkında fazla ceza tayininde,
2) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/2. maddesinde yer alan “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.” ve 3. fıkrasındaki “Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a, b, d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; … Asliye Ceza Mahkemesinin 05/05/2015 tarihli ve 2014/465 esas, 2015/321 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4.maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/2.maddesi gereğince 120 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, 86/3-e maddesi gereğince cezası ½ oranında artırılarak 180 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 52/2.maddesi gereğince sanık hakkında belirlenen adli para cezası günlüğü 20 Türk Lirasından çevrilerek ve sonuç olarak 3600 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükümden TCK’nin 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin parağrafın çıkartılmasına, infazın bu şekilde yapılmasına, diğer kısımların aynen bırakılmasına; dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 02.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.