YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5931
KARAR NO : 2016/3386
KARAR TARİHİ : 08.03.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Uşak Merkez-Atatürk mahallesi 861 ada 423 parselde 500/952 hisse sahibi olduğu taşınmazından 250 m2.’lik yeri 12.12.1990 tarihli “Gayrimenkul zilyetlik devir ve satış senedi” ile müvekkili davacıya sattığını, müvekkilinin satış bedeli olan 2.500.000 TL’yi ödemesine karşın tapuda intikalin yapılamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, müvekkilinin ödediği satış bedelinin dava tarihinde ulaştığı gerçek değerden şimdilik 8.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davacıya herhangi bir yer satmadığını, davacıdan satış bedeli de almadığını, 12.12.1990 tarihli satış senedindeki imzanın kendisine ait olmadığını, ayrıca dava konusu talebin zamanaşamına uğramış olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün taraflarca temyizi üzerine, 13. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2012 tarih ve 2012/3947 Esas- 2012/9055 Karar sayılı ilamı ile;
“Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle zilyetliğin devredilmesi nedeniyle zamanaşımının işlemeyeceğinin anlaşılmış olmasına göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
./..
-2-
Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; mahkemece geçersiz sözleşme nedeniyle, sözleşmenin yapıldığı tarihte ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre uyarlanması ilke olarak doğrudur. Ne var ki, satış bedelinin satış tarihindeki alım gücüne uyarlanmasına, ” enflasyon, mevduat, altın ve döviz ” doneleri esas alınmıştır. Bu doneler denkleştirici adaletin tespitinde yeterli değildir. Bilirkişi raporunda belirlenen donelerin yanında gayrimenkul fiyatlarındaki artış, asgari ücretteki artış, memur maaş katsayısının da eklenerek, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile 4.367,86 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ise de; bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozma ilamı sonrası düzenlenen ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; sözleşmenin yapıldığı tarihte ödenen satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre satış tarihindeki alım gücüne uyarlanmasında, bozma öncesi raporda yer alan “enflasyon, mevduat, altın ve döviz” etkenlerinin yanında, bozma ilamında belirtildiği şekilde asgari ücret ve memur maaş katsayılarındaki artış oranlarının da hesaplamaya dahil edildiği ancak bozma ilamında açıkça yer alan bir diğer unsur olan gayrimenkul fiyatlarındaki artış oranının hesaplamaya esas alınmadığı bu yönüyle bilirkişi raporunun bozma ilamına uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece; yukarıda açıklanan bozma ilamında belirtilen maddî ve hukukî olgular gözetilerek, sözleşmenin yapıldığı tarihte ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre satış bedelinin satış tarihindeki alım gücüne uyarlanmasında, “enflasyon, mevduat, altın, döviz, asgari ücretteki artış ve memur maaş katsayısı” şeklindeki ekonomik etmenlerin yanında, bozma ilamında belirtilen “gayrimenkul fiyatlarındaki artış” kalemi de eklenmek sureti ile, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, bozma ilamına uygun olmayan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.