YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/4073
KARAR NO : 2016/6078
KARAR TARİHİ : 08.03.2016
Kasten yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.000 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 1 ay müddetle ikamet ettiği ilin sınırları dahilindeki kıraathaneye gitmekten yasaklanmasına dair … Sulh Ceza Mahkemesinin 03/07/2009 tarihli ve 2009/95-152 sayılı kararının infazı sırasında, sanığın denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan çağrıya uymadığından bahisle ihbarda bulunulması üzerine sanık hakkında hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 3000 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair aynı Mahkemenin 26/03/2010 tarihli ek kararının Yargıtay 3, Ceza Dairesinin 04/04/2013 tarihli ve 2012/11591 esas,2013/14217 sayılı ilâmı ile duruşma açılmaksızın karar verildiği gerekçesiyle bozulmasını müteakip başlatılan yargılama neticesinde, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 3000 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin … Asliye Ceza Mahkemesinin 27/01/2015 tarihli ve 2014/332 esas, 2015/87 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 21.01.2016 tarih ve 2015/1815 – 6397 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 04.02.2016 tarih ve 2016/35765 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; sanık hakkında atılı suçtan … Sulh Ceza Mahkemesinin 03/07/2009 tarihli ve 2009/95-152 sayılı karan ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın infazı sırasında usulüne uygun çağrı yapılmasına karşın süresinde denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmediği, bu şekilde yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle mahkemesine ihbarda bulunulması üzerine, Mahkemece 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesindeki “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenlemeye nazaran yükümlülüklerini ihlal etmede sanığın makul ve haklı bir mazereti bulunup bulunmadığının araştırılarak, haklı bir mazerete dayanmadığının tespiti halinde hükmün açıklanması ya da sanığın durumu değerlendirilerek yukarıdaki hüküm doğrultusunda yeni bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin sanık hakkında yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm, daha sonra davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde varlık kazanacağından ve ancak bu halde 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 305 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223. maddeleri uyarınca temyiz edilebilme olanağına kavuşabileceğinden, bu aşamadan önce henüz hukuken varlık kazanmamış bulunan, bu hükmün temyiz merciince denetlenebilme olanağı bulunmamaktadır.Kanun yararına bozma yasa yolunun ise temyiz ve istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlere karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olup, amacının ülke sathında uygulama birliğine ulaşılması, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi olup bu kanun yoluna başvurulabilmesi için ilk ve temel koşulun, verilen hüküm veya kararın istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29/06/2010 gün ve 11/70-159 sayılı kararında da açıklandığı üzere belirtilen hukuka aykırılığın hükmün içeriğinin denetlenmesini gerektirmesi nedeniyle kanun yararına bozma konusu yapılması olanaklı bulunmadığından ve kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma talebinin REDDİNE; 08.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.