Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/4735 E. 2016/5492 K. 11.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4735
KARAR NO : 2016/5492
KARAR TARİHİ : 11.04.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tedbir nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 1987 yılında evlendiklerini, davalı kocanın başka bir kadınla birlikte yaşadığı, evlilik birliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediğini belirterek, davacı için aylık 1500 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının iddialarının asılsız olduğunu, bu nedenle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacı kadının ayrı yaşamada haklı olduğu ancak tarafların gelirlerinin birbirlerine yakın olup, davacının nafakaya muhtaç olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ayrı yaşamda haklılık nedenine dayalı olarak açılmış tedbir nafakası istemine ilişkindir.
TMK’nın 185/3 maddesi gereğince; eşler birlikte yaşamak; birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır. Evlilik birliğinin korunması ve devamının sağlanması için eşlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve karşılamaları gereken bazı ortak giderler mevcuttur.
TMK’nın 195.maddesinde, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşlerin ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilecekleri hükme bağlanmıştır.
Aynı yasanın 197. maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hale gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; 1967 doğumlu davacı … ile 1965 doğumlu Hakan’ın halen evli olduğu ve müşterek çocuklarının bulunduğu, davacının halk eğitim merkezinde öğretmen olup, yedi ay boyunca aylık 1000 TL maaşı aldığı, davalının ise emekli olup, aylık 940.50 TL maaşı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda;dosya kapsamından,davalı kocanın başka bir kadınla birlikte yaşadığı, davacı eşinin ihtiyaçlarıyla ilgilenmediği, evlilik birliğinin kendisine yüklediği görevleri yerine getirmediği, davacı kadının ayrı yaşamda haklı olduğu açık olup, bu bağlamda, davacı lehine bir miktar nafakaya hükmedilmesi gerekir.
Hal böyle olunca mahkemece; davalının, eşlerin birlikte yaşaması kuralını haklı bir gerekçe olmaksızın ihlal ettiği, birlik görevlerini ifa etmediği, müşterek konutu terk ederek başka bir kadınla yaşadığı göz önünde bulundurularak, davacı eşin geçimi için gerekli, davalı kocanın geliri ile orantılı olacak şekilde, davacı lehine “hakkaniyet” ölçüsünde bir miktar nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular değerlendirilmeksizin, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.