YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2358
KARAR NO : 2016/2188
KARAR TARİHİ : 18.02.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanının, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkili adına kayıtlı … İli …. Mahallesi 1315 ada 11 parselde 147/2742 arsa paylı 1. kat 2 nolu bağımsız bölümün (konut), dava dışı kişiye 10/01/2013 günü tapuda satıldığını, satış bedelinin ise alıcı tarafından davalının hesabına yatırılmasına rağmen, bu paranın müvekkiline verilmediğini ileri sürerek; 190.000,00 TL’nin 10/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesinde; yargılama sırasında satış bedelinin 100.000,00 TL’sini 22/08/2013 tarihinde, geri kalanın ise 10/09/2013 tarihinde gecikmeli olarak davacıya ödediğini, bu nedenle davanın konusunun kalmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre; 190.000,00 TL asıl alacak yönünden davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına; davacının faiz alacağına yönelik isteminin kabulü ile 9.177,00 TL ticari faiz alacağının 10/09/2013 tarihinden itibaren işletilecek ticari (avans ) faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 304 ve müteakip maddelerinde hükümlerin tavzihinin hangi hallerde mümkün olduğu ve tavzihinin ne şekilde yapılacağı açıkça gösterilmiştir. Buna göre, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor veya birbirine aykırı fıkralar içeriyor ise tavzih istenebilir. Ancak, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Hakim hükmünü verdikten sonra o davadan elini çektiğinden, hüküm temyiz edilip, bozulmadıkça o davaya yeniden bakamayacağından hükmü değiştirmesi mümkün değildir.
Somut olaya gelince, mahkemece; gerekçeli kararın hüküm kısmının 3. ve 4.fıkrasında hükmedilen harç ve yargılama giderleri sonradan tavzih ile düzeltilmiştir. Yasadaki bu açık düzenlemeye göre gerekçeli kararda hükmedilen harç ve yargılama giderlerinin sonradan tavzih yolu ile düzeltilmesi mümkün olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Bozma sebep ve şekline göre, tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.