Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/8610 E. 2016/5669 K. 12.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8610
KARAR NO : 2016/5669
KARAR TARİHİ : 12.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalının halen evli olduklarını,….. Aile Mahkemesi’nin 2011/40 E., 2011/1216 K. Sayılı kararı ile tarafların boşanmalarına karar verildiğini ancak bu kararın henüz kesinleşmediğini, taraflara ait müşterek banka hesabı bulunduğu ve tarafların yarı yarıya hak sahibi oldukları bu hesaptan davalının müvekkiline göre çok daha fazla para çektiğini ileri sürerek, müvekkili davacının davalıdan ne miktar alacaklı olduğunun tespiti ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 5000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bahsettiği hesabın müvekkiline ait maaş hesabı olduğunu, davalı eşinin kendisini güvende hissetmesi ve şahsi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için, bizzat müvekkili tarafından bu maaş hesabının teselsüllü-müşterek hesaba dönüştürüldüğünü, bu banka hesabından ailenin tüm ihtiyaçlarının karşılandığını, ev kirası, fatura ve kredi kartı borçlarının ödendiğini, yapılan bu harcamaların müvekkilinin bu hesaba yatırılan maaş ödemelerinden karşılandığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, “… her ne kadar davacı, davalının müşterek hesaptan fazla para çektiğini iddia etmiş ise de, taraflar hesaptan değişik tarihlerde değişik miktarda para çektikleri, hesabın tek yönlü olarak davalı tarafından kullanılmadığı, tarafların boşanma davasının açıldığı 12.01.2011 tarihine kadar çekilen paralara davacının herhangi bir itirazı bulunmadığı, bu paraları bilebilecek durumda olup boşanma davası açılmasına yakın tarihte davalının yüklü bir para çekmediği, davacıdan para kaçırmak amaçlı olarak hareket ettiği hususu kanıtlanmadığı , 2008-2009 yıllarında çekilen külliyatlı miktardaki paraların yatırım hesaplarında davacının bilgisi dahilinde yapıldığı geçen süre gözetildiğinde icazet verildiği sonucuna varıldığı…” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
.
Dava; taraflara ait müşterek hesapta bulunan paranın büyük kısmının davalı tarafından çekildiği ileri sürülerek paranın tahsili için açılan alacak davasıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, …Şubesi’nde, davalıya ait 3413 1347564 numaralı hesabın 23.05.2008 tarihinde açıldığı ve 09.06.2008 tarihinde davacının bu hesaba ortak edilerek hesabın müşterek hesap haline getirildiği ve 23.05.2008 ile 13.03.2012 tarihleri arasında pekçok işlem kaydı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Müşterek hesaptaki paylar aksi iddia edilip ispat edilmedikçe birbirine eşit kabul edilir. Taraflar pay bakımından ayrık bir anlaşmalarının olduğunu ileri sürmediğine göre payların yarı yarıya olduğunun kabulü gerekir. Bu hesabın daha önce davacıya ait bireysel hesaptan müşterek hesaba dönüştürülmüş olması hesabın müşterek olma niteliğini değiştirmez. Bu tür hesaplarda taraflardan her biri kendi payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olup payından fazlası için sorumludur.
Yargılama sırasında düzenlenen 11/11/2013 tarihli asıl ve 25/02/2014- 09/06/2014 tarihli ek bilirkişi raporlarında; dava konusu hesabın davalının .. Bankası’nda çalışmakta iken açılan ve maaş, ikramiye ve sair hak ve alacaklarının yatırıldığı hesap olduğu, bu hesaptan düzenli olarak fatura ödemeleri yapıldığı, bunun yanında hesaba, başka bir yatırım hesabından da para aktarıldığı, 23.05.2008 ile 13.03.2012 tarihleri arasında yaklaşık 1300 işlem kaydı olduğu, bu işlemlerden büyük meblağlı olanların Ağustos 2008 ile Eylül 2010 tarihleri arasında tek tek açıklamaları ile birlikte belirtildiği (işlemin kim tarafından yapıldığına dair bir belirleme yapılmamıştır), kalanların ise ev kirası, fatura ve kredi kartı ödemeleri gibi bir evin geçimi için rutin sayılacak harcamalardan olduğu, yapılan bu yüksek meblağlı harcamaların sebebinin davalı tarafça açıklandığı, bunun haricinde şubeden veya bankamatikten para çekilmesi halinde diğer tarafın bu işlemlerin dökümünü alabileceği, buna göre her iki tarafından hesaptan çekilen paralar ile ilgili bilgi sahibi olabileceği düşünüldüğünden bu çekilen paraların ya da yapılan işlemlerin kim tarafından yapıldığı ile ilgili yeniden rapor hazırlanmasına gerek görülmediği belirtilmiş olup, mahkemece, söz konusu bilirkişi raporu da hükme esas alınmak sureti ile davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
Ancak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu dosya kapsamı ve tarafların iddia ve savunmaları yönünden değerlendirildiğinde, hükme esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte değildir.
Buna göre mahkemece, müşterek hesaptaki paranın yarı oranında taraflara ait olduğunun kabul edilerek, öncelikle tarafların dosyada mevcut belgelerde yer alan hesap hareketlerine ilişkin ayrıntılı beyanlarının alınarak tüm banka kayıtları incelenerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, müşterek hesaptan yapılan işlemler ve bu işlemlerin kim tarafından yapıldığı konusunda, üç kişiden oluşan bilirkişi kurulundan, taraf ve Yargıtay denetime elverişli rapor alınarak, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.