YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6956
KARAR NO : 2016/5746
KARAR TARİHİ : 13.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın davacılar … ve … yönünden kısmen kabulüne, … yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile özetle; müvekkillerinin davaya konu adreste bulunan konutu satın aldıklarında elektrik aboneliğinin önceki malik Ali Yıldırım adına olduğunu, müvekkillerinin abone olmak için kuruma müracaat ettikleri halde kendilerinin abonelik talebinin karşılanmadığını, tutulan tutanaklar gereğine müvekkilleri aleyhine icra takipleri yapıldığını ileri sürerek, müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacılar hakkında kaçak elektrik kullandıklarından bahisle tutanak tutulduğunu, tutulan tutanağa istinaden yapılan icra takiplerinin mevzuata uygun olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davacı ….’ın 9. İcra Müdürlüğünün 2012/810 takip sayılı dosyasına yönelik davasının kısmen kabulüne, davacının iş bu dosyadan dolayı 2.008 TL asıl alacak, 228 TL işlemiş faiz, 41 TL KDV olmak üzere 2.277 TL borçlu olduğunun tespitine, bakiye alacak yönünden borçlu olmadığının tespitine, davacı …’ın 15. İcra Müdürlüğünün 2012/932 takip sayılı dosyasına yönelik davasının kısmen kabulüne, davacının iş bu dosyadan dolayı 769 TL asıl alacak, 12 TL işlemiş faiz, 2 TL KDV olmak üzere toplam 783 TL borçlu olduğunun tespitine, bakiye alacak yönünden borçlu olmadığının tespitine, davacı …’ın talebi yönünden sübuta ermeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMK 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
Somut olayda; mahkemece, dava konusu kaçak elektrik bedelinin tespiti yönünden hukukçu bilirkişiden rapor alınmıştır. Hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi, dava konusu kaçak elektrik bedeli hesabı konusunda rapor hazırlamaya ehil ve yeterli olmadığından, söz konusu bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesisi mümkün değildir. Uzman bilirkişi tarafından, dava konusu bedelin denetime elverişli bir şekilde hesaplanması gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece dava dosyasının, önceki bilirkişi dışında, kaçak elektrik bedelinin hesabı konusunda uzman olan bir bilirkişiye verilerek, bilirkişiden davalı kurumun varsa davalı taraftan isteyebileceği bedel hakkında, tahakkuk tarihlerinde yürürlükte bulunan ilgili mevzuat hükümlerine göre tereddüte yer vermeyecek şekilde, ayrıntılı ve açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun bir rapor aldırılarak, varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme, soruşturma ve konusunda uzman olmayan bilirkişinin düzenlediği rapor esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.