Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2015/31347 E. 2016/9924 K. 19.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/31347
KARAR NO : 2016/9924
KARAR TARİHİ : 19.04.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle sanığın mahkumiyetine dair

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Balıkesir Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 02.01.2009 tarihli raporda, mağdurda tespit edilen kemik kırığının hayat fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyecek nitelikte olduğunun bildirilmesine göre, mahkemece 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesi uyarınca artırım yapılırken, kırığın hayat fonksiyonlarını etkileme derecesi dikkate alındığında artırım oranının dörtte bir olarak takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından ve 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi ihlal edilmediğinden tebliğnamedeki (2) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Açıklanan hükümde, Anayasa’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230. maddeleri ile Ceza Genel Kurulu’nun 05.05.2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı Kararı gereğince mahkemenin gerekçeli kararında iddia, savunma, tanık beyanları ve diğer deliller somut olarak açıklanarak suçun öğeleri, kanıtlandığı kabul edilen olaylar denetime elverişli şekilde gösterilerek ve deliller tartışılarak mahkemenin ulaştığı sonuç sanık, mağdur, Cumhuriyet savcısı ve diğer okuyan herkesi tatmin edici olması gerekirken yazılı şekilde eksik ve yetersiz gerekçe ile karar verilerek 5271 sayılı CMK’nin 231/11., 230. ve 289/1-g maddelerine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
1)Sanığın 17.03.2009 tarihli ifadesinde mağdurun kendisine küfür ettiğini iddia etmesine ve mağdurun alınan 17.03.2009 tarihli ifadesinde de gayri ihtiyari olarak küfür ettiğini,ancak küfrün sanığa yönelik olmadığını belirtmiş olması karşısında sanık hakkında bu nedenle haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
2)Balıkesir Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 02.01.2009 tarihli adli raporda mağdura ait nazal grafide minimal çökme gösteren fraktür görüldüğünün belirtilmesi karşısında , mağdurda meydana gelen yaralanmanın yüzde sabit ize sebebiyet verip vermediğinin olayın üzerinden en az 6 aylık süre geçtikten sonra adli tıp uzmanı tarafından düzenlenmiş rapor ile tespitine çalışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca aynı yasanın 326/son maddesi gözetilmek suretiyle BOZULMASINA, 19.04.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.