YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8034
KARAR NO : 2016/5502
KARAR TARİHİ : 11.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davacı adına olan iş yeri aboneliğinin iptal edilmesinin unutulduğunu, davacının adres ile ilgisinin kalmadığını, 2007 – 2011 yıllarına ait su faturalarının ödenmemesi nedeni ile… tarafından icra takibi yapıldığını, davacının toplam 18.305.00 TL ödediğini, davalı …’ün yerin kiracısı, davalı …’ın taşınmazın sahibi olduğunu, borçtan sorumlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 18.305,00 TL’nin dava tarihinden avans faizi ile müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıların vekilleri, cevap dilekçeleri ile; davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacının ödemiş olduğu su bedelinden 1/3 oranın davacı üzerine bırakılarak 1/3 oranına karşılık gelen 6.101,66-TL’nin diğer su kullanıcısı …’den, 1/3 oranına karşılık gelen 6.101,66-TL’nin yapı malikinin sorumlusu kabul edilen …’dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Su kullanımdan dolayı fiilen kullanan kişinin haksız fiilden kaynaklanan sorumluluğu bulunmaktadır. Ancak, bu sorumluluk abonenin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır. Fiilen su kullanan şahsın haksız fiil hükümleri uyarınca, abonenin de sözleşmeden doğan sorumluluğunun bulunduğu, bu durumda kullanımdan her ikisinin de müteselsilen sorumlu oldukları belirgin olmasına göre; alacaklının alacağını sorumluların tamamından isteyebileceği gibi bunlardan biri veya birkaçından da isteyebileceğinin kabulü gerekir. Nitekim, aynı ilkeler HGK 27.04.2011 tarih ve 2011/19-104 E.-239 K.sayılı kararında da benimsenmiştir.
Somut olayda; dava konusu borcun sebebi, su fatura bedelidir. Mahkemece, bina malikinin Türk Medeni Kanunu’nun 69. maddesinde yer alan; “Bir binanın maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmü gereğince yapı maliki olarak sorumlu olduğu belirtilerek hüküm kurulmuştur. Aboneliğini iptal ettirmeyen ve kullanıma sebebiyet veren davacının sözleşme nedeni ile fiili kullanıcı ile birlikte sorumlu bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Ancak, taşınmazda fiilen su kullanıcısı olduğu kanıtlanmadan, taşınmaz maliki davalı …’ın da sadece taşınmazın maliki olması nedeni ile kullanılan suyun faturalarını ödemede sorumlu tutulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.