YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11483
KARAR NO : 2016/5473
KARAR TARİHİ : 11.04.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki ziynet ve çeyiz eşyası alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 1992 senesinde gayri resmi olarak birlikte yaşamaya başladıklarını, 2008 senesinde evlendiklerini, tarafların 10. Aile Mahkemesinin 2010/289 Esas-2012/1039 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, müvekkilin 30.10.1992 tarihli çeyiz listesinde yer alan ziynet ve çeyiz eşyalarını evlenirken beraberinde getirdiğini, müvekkilin hiçbir kişisel eşyasını almadan müşterek haneden ayrıldığını, ziynet ve çeyiz eşyalarının davalıda kaldığını, ayrıca evlilik birliği devam ederken davalı ile birlikte bir kısım ev eşyası aldıklarını ileri sürerek, ziynet ve çeyiz eşyalarının tamamı ile evlilik birliği içinde edinilen ev eşyalarının yarı bedeli olan 10.000 TL(ıslahla13.648,00 TL) ‘nin reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının kendi isteğiyle müşterek haneyi terk ettiğini, davacının müşterek haneyi terk ederken ziynet eşyalarını yanında götürdüğünü, bir kısım ziynet eşyalarınının ise evlilik birliği esnasında yapılan harcamalarda kullanıldığını, 30.10.1992 tarihli çeyiz eşya listesinde yer alan ziynetler dışındaki diğer eşyaların ise müşterek hanede kaldığını, ev sahibinin evi başka bir şahsa kiralarken bu eşyaları çöpe attığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının ziynet ve çeyiz eşyalarına yönelik talebinin kısmen kabulü ile katılma alacağına yönelik talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı vekilinin, ziynet alacağına yönelik temyiz itirazları yönünden ;
Dosya kapsamından, davacı ile davalının 2008 yılında evlendikleri, 13.12.2012 tarihinde boşandıkları anlaşılmaktadır.
Davada, eşler arasında ziynet eşya alacağı talep edilmektedir.
TMK’nın 6.maddesine göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür.
Davacı kadın, dava konusu ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise davacı kadın tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayatın olağan akışına göre, ziynet eşyalarının kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir deyişle davacının zilyetlik ve korumasına verilmemesidir.
Ayrıca, ziynet eşyaları rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalar olduğundan, evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi, evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak, normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilir.
Davacı kadının, dava konusu ziynet eşyalarının evi terk ederken zorla elinden alındığını, götürülmesine engel olduğunu, evde kaldığını ispat etmek zorundadır. Bu doğrultuda dosyada dinlenen davacı tanıkları, davacının müşterek haneden ayrıldığında yanında ziynet eşyalarının olmadığını, davalı kocanın davacıyı evden kovduğunu duyduklarını beyan etmişlerdir. Davacının dinlettiği tanıkların beyanları somut ve görgüye dayalı değildir. Dinlenen davalı tanıkları ise; davacının davalının işte olduğu sırada müşterek haneden eşyalarını alarak ayrıldığını, ziynet eşyalarının miktarını hatırlayamadıkları, davacının müşterek hanaden ayrılırken ziynetleri yanında götürdüğünü beyan etmişlerdir.
Davacının delil olarak dayandığı ve 30.10.2013 tarihinde kesinleşen boşanma dava dosyasında dinlenen davacı tanıkları ise; taraflar arasında davalının çocuğunun olmamasından kaynaklanan sorunlar olduğunu, davacının kendi isteği ve ailesinin yönlendirmesi ile müşterek haneyi terk ettiğini beyan etmişlerdir. Davalı tanıklarından….’ ün de; davacının müşterek haneyi terk ederken işyerine geldiğini, davacı tarafından, evin anahtarlarının davalı kocaya teslim edilmek üzere kendisine emanet edildiğini, davacının elinde ufak bir poşet gördüğünü, aynı gün akşam üzeri davacının abisinin kendisini telefonla arayarak, kardeşinin bıraktığı anahtarları davalı …’e vermesini, bu iş bu kadar dediğini beyan etmiştir. Bununla birlikte, 30.10.2013 tarihinde kesinleşen boşanma dava dosyasında; davacı kadının kendi isteği ve ailesinin yönlendirmesi ile müşterek haneyi terk ettiği hususu kabul görmüştür. Bu durumda, tanık beyanlarına göre; davacı, ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, davalı tarafta kaldığını ispat edememiştir.
O halde, mahkemece; davalının bir kısım ziynet eşyalarının evlilik birliği esnasında yapılan harcamalarda kullanıldığına ilişkin beyanı da açıklattırılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile ziynet eşyaları yönünden davanın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.