Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/7683 E. , 2021/833 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/7683
Karar No : 2021/833
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …Faktoring Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ödeme emirlerine istinaden tahsil edilen ancak ilgili tarhiyatların mahkemece kaldırılması üzerine tecil faizi ile iade talebinde bulunulmasına karşın, tecil faizi ödenmeksizin iade edilen tutarlara ilişkin olarak, 10/08/2017 tarihine kadar işleyen 668.989,95 TL tecil faizinin bu tarihten itibaren işleyen gecikme faiziyle (zammı) birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; hukuka ve yasaya açıkça aykırı işlemler nedeniyle haksız yere tahsil edilen miktarın davacıya iadesinde genel hükümler çerçevesinde faiz hesaplanması gerektiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun özel ödeme zamanları başlıklı 112. maddesinin dördüncü fıkrasında, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte ödeneceğinin kurala bağlanması karşısında, 22/05/2014 tarihli tahsil tarihinden davacıya ödeme tarihi olan 10/08/2017 tarihine kadar işlemiş olan ve yukarıda yer verilen tecil faizi hesaplama formülü uygulanmak suretiyle hesaplanan 492.939,96 TL tutarındaki tecil faizinin ödenmesinin zorunlu olduğu, bu ödeme yapılırken de 10/08/2017 tarihinden itibaren işleyen gecikme zammı ile birlikte davacıya iadesinin gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Vergi Dava Dairesinin kararının hukuka aykırı olduğu, aleyhe olan hüküm fıkralarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Gecikme zammına ilişkin temyiz isteminin kabulü, diğer istemlerin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Anayasa’nın 125. maddesinin 1. fıkrasında, İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, son fıkrasında da idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu, Milletlerarası Andlaşmaları Uygun Bulma başlıklı 90. maddesinin son fıkrasında, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu kuralına yer verilmiş olup, bu kapsamda bulunan Avrupa İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme’ye ekli 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinde; her gerçek veya tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkının bulunduğu, herhangi bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve kanunda öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği hususu düzenlenmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin 4. fıkrasında, fazla veye yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120. madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edileceği, aynı maddenin 5. fıkrasında ise, vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, bu tutarlara üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizin, 120. madde hükümlerine göre red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödeneceği kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu edilerek mahkemelerce fazla veya yersiz olduğuna karar verilen vergi tahsilatlarının iadesinde tahsilat ve iade arasında geçen sürede iade edilen bedelin enflasyon karşısında değerinde meydana gelen aşınmayı ve bu sürede bireylerin bu bedellerden yararlanmamaları nedeniyle ortaya çıkan zararlarını telafi etmek ve gerçek karşılığını ödeyebilmek amacıyla, bu bedellere faiz işletilmesi gerek Anayasa’nın gerek Avrupa İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme’ye ekli 1 No’lu Ek Protokol’ün gereğidir. (Akel Gıda San. Ve Tic. A.Ş., B. No:2013/28, Eko-Elda Avee/Yunanistan B. No:10162/02)
İşletilecek faiz oranı yönünden ise; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112/4. maddesinin 6322 sayılı Kanunla değişmeden önceki şeklinde, “fazla veya yersiz olarak tahsil edilen veya vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, bu tutarlara üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizin, 120. madde hükümlerine göre red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödeneceği” hükmü yer almaktayken, değişiklik sonrasında fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilere ilişkin düzenleme ile vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilere ilişkin düzenlemelere ayrı fıkralarda yer verilerek 112/5. madde Kanun metnine eklenmiştir. 112/4. maddede, “fazla veya yersiz tahsil edilen verginin 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120. madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade olunacağı” belirtilmiş, 112/5. maddede ise, “vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizin, 120. madde hükümlerine göre red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödeneceği” kurala bağlanmıştır.
6322 sayılı Kanun öncesinde 213 sayılı Kanunun 112/4. maddesinde sadece 120. maddeye göre “vergi hatası” kapsamında iade edilecek vergilere ilişkin bir düzenleme yer almaktayken, 6322 sayılı Kanun sonrasında “vergi hatası” kapsamında yapılacak iadelere ilişkin düzenleme Kanunun 112/5. maddesinde ayrıca yer almış, 112/4. maddesinde ise, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde tecil faiziyle ödenmesi esası getirilmiş, verginin fazla veya yersiz tahsil edildiğinin tespitinin idarece veya mahkemece ortaya çıkarılmış olması hususunda ise bir ayrıma gidilmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden; ödeme emirlerine istinaden tahsil edilen vergi ve cezaların iptali için açılan davalarda mahkemelerce verilen kabul kararları üzerine davacı tarafından ödemiş olduğu tutarların tecil faiziyle iadesi istemiyle davalı idareye başvurulduğu halde, davalı idarece faiz ödenmesi yönünde bir mahkeme kararı olmadığından bahisle 10/08/2017 tarihinde sadece vergi asıllarının iade edildiği, faiz isteminin ise reddedildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Vergi Usul Kanununun 112/4. maddesinde, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde, düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar tecil faizi oranında faiz ödenmesi kurala bağlandığından, Vergi Mahkemesi kararının 492.939,96 TL tecil faizinin davacıya ödenmesi yönündeki hüküm fıkrasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, Vergi Mahkemesi kararında anılan tutarın gecikme zammı ile birlikte iadesine karar verilmiştir. Ancak gerek 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da gerek 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin gecikme faizi veya gecikme zammı ile birlikte iade edileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.
Mükelleften kaynaklanan sebeplerle verginin geç tahakkuk etmesi durumunda gecikme faizi, tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenmemesi durumunda gecikme zammı, mükellefin ödeme yapması halinde çok zor duruma düşeceği hallerde ise tecil talebine istinaden tecil faizi ödemesi söz konusudur. Yasa Koyucu, mükelleflerin kendi iradelerinden, kusurlarından veya hatalarından kaynaklanan gecikmeyi, çok zor duruma düşmesi muhtemel mükelleflerin yapacağı tecil talebinden farklı değerlendirmiş, daha yüksek oranda faiz ödenmesini hüküm altına almıştır. Başka bir deyişle, Yasa Koyucu mükellefin iradesinden, hatasından veya kusurundan kaynaklanan gecikmeler için enflasyon oranlarının üzerinde ve daha yüksek oranda faiz ödenmesini öngörmüştür.
Öte yandan, Yasa Koyucu 213 sayılı Kanunun 112/4. maddesinde, fazla ve yersiz tahsil edilen vergilerin tecil faiziyle birlikte iade olunacağı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6352 sayılı Kanun’un 58. maddesi ile değişik 28/6. maddesinde de, tazminat ve vergi davalarında mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye tecil faizi oranında faiz ödeneceği yönünde iradesini ortaya koymuştur. Keza, 6352 sayılı Kanunun 58. maddesinin gerekçesinde, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süre için gecikme faizi oranında faiz ödenmesi öngörülmüş iken, Adalet Komisyonunda tecil faizi oranında faiz ödenmesi yönünde tasarıda değişiklik yapılmış ve düzenleme bu şekliyle kanunlaşmıştır. Bu nedenle, davacıya ödenmesine hükmedilen 492.939,96 TL’nin 10/08/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinden, Vergi Mahkemesi kararının 10/08/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak gecikme faizi yönünden bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. …Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, …TL’nin iadesi yönünden ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının, belirtilen tutara 10/08/2017 tarihinden itibaren uygulanacak faiz yönünden BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 08/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.