Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/12844 E. 2016/5652 K. 12.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12844
KARAR NO : 2016/5652
KARAR TARİHİ : 12.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 12.04.2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde taraflar ve vekilleri gelmediler. Açık duruşmaya başlandı ve taraflardan kimsenin gelmediği anlaşılmakla işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tarımsal sulama amaçlı su kuyusu açtığını, yaşadığı köyde su sıkıntısı yaşanması ve müvekkiline ait su kuyusu ile köye ait içme su kuyusunun aynı kaynaktan su çekmesi nedeniyle, 2005 ile 2010 yılları arasında tarımsal sulama kuyusunu kullanmadığını, buna rağmen davalı şirketin, sayacın yanık olduğundan bahisle kıyaslama yoluyla 2005 ile 2010 yılları arasında kalan dönem için müvekkili aleyhine 37.500,00 TL borç tahakkuk ettirdiğini, hesaplama yapılırken elektrik kesintilerinin de göz önünde bulundurulmadığını belirterek; müvekkilin davalıya 37.500,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; düzenlenen faturaların yasaya uygun olduğunu savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacının, davalıya 2010/08 fatura dönemine ilişkin düzenlenen faturaya ilişkin olarak 16.128,44 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş, davacı vekili temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını istemiştir.
Dava, tarımsal sulama abonesi olan davacı hakkında, davalı … şirketi tarafından tahakkuk ettirilen 37.500,00 TL bedelli elektrik faturasından dolayı, davacının, borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Diğer taraftan, her ne kadar mahkemece, davanın, 2004 sayılı İİK’nın 72. maddesine dayalı açılmış bir menfi tespit davası olduğu belirtilmiş ise de, somut olayda, bu dava açılmadan önce, davacı aleyhine başlatılmış bir icra takibi bulunmadığından, mahkemenin bu nitelendirmesi doğru görülmemiştir. Eldeki davanın, genel hükümler doğrultusunda incelenmesi gereken bir menfi tespit davası olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamından; tarımsal sulama abonesi olan davacının sayacının sökülerek, incelenmek üzere .. .. Müdürlüğüne gönderildiği, hazırlanan 06.07.2011 tarihli raporda; sayacın mühürlerinin sağlam olduğu ancak ekran görüntüsünün olmadığının tespit edildiği, bunun üzerine davalı şirket tarafından kıyaslama yoluyla davacı abone aleyhine borç tahakkuk ettirildiği, davacının, 2005 ile 2010 yılları arasında tarımsal su kuyusunu kullanmadığı gerekçesiyle borçtan sorumlu olmadığı iddiasıyla huzurdaki menfi tespit davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yargılama sırasında, ziraat, fen, jeoloji ve elektrik bilirkişi refakate alınarak keşif yapılmış, elektrik bilirkişisi tarafından hazırlanan rapor hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Hükme esas alınan elektrik bilirkişi raporunda; Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği’nin 41,42 ve 43. maddeleri uyarınca kaçak elektrik kullanım bedeli hesaplanmıştır. Oysa ki, davalı şirket, davacı aleyhine kaçak elektrik tahakkuku yapmamış, kıyaslama yöntemine göre tahakkuk yapmıştır. Bu bağlamda, mahkemece hükme esas alınan elektrik bilirkişi raporu, Yargıtay ve taraf denetimine elverişli olmadığı gibi mevzuat ve bilimsel verilere ve oluşa da uygun değildir.
Hal böyle olunca mahkemece; belirtilen maddi ve hukuki olgular çerçevesinde; öncelikle dosyanın önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak dava konusunda uzman mühendislerin bulunduğu üç kişilik bilirkişi kuruluna verilerek, davacının borçlu olmadığı miktarın,..Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve 622 sayılı kurul kararı hükümleri doğrultusunda hesaplanması hususunda Yargıtay ve taraf denetimine elverişli rapor alınarak, hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma sonucu, yetersiz bilirkişi raporu raporu benimsenerek, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.